BİR KENTİN İHANETİ

BİR KENTİN İHANETİ - Atilla ÖZİŞİTMEZ
  • 27 Eyl , 2006
  • admin
  • 0 yorum
  • Favoriye Üye Girişi Gerekli

Yaz bitti,
kışa doğru hummalı bir göç başladı yüreğimde,
bu kent karanlık ve ihanet dolu
dostluklar kapkara bir renge bürünmüş şimdilerde,
yapacak tek şey kalıyor öyleyse,
                                   bu kentten çekip gitmek,
ne zaman geleceği belli olmayan,
                                          yeni bir yaza dek.

Kuşlar çoktan gitti oysa,
                                uzaktaki yakın dostların yanına
artık penceremden göremiyorum kanat çırpışlarını,
           belki kolay olanı seçtiler,
                     çünkü savaşmak yiğitlik işidir, yürek ister,
oysa bir okyanusun dalgaları arasında kaybolmak
                                                             daha kolaydır,
yada mercan kayalıklarında bir tutam yosun olmak
                                                             daha kolaydır,
peki ya insan olmak,
yüreğinin derinliklerinde hissetmek
                      bütün dayanılmazlığıyla tarifsiz acıları,
                                                ve orantılamak hayatına.

Dedim ya, bu kent artık çok yabancı bize,
                                  çekip gitmek vaktidir,

oysa çocukluğumuz beraber geçmişti bu sokaklarda,
kısa pantolonla gezdiğimiz o günler aklımda hala,
tüm çocuksu duyguları, çocukçasına yaşamıştık,
gençliğimizi elimizde boyalarla,
                                 bu kentin duvarlarına yazmıştık,
hani hatırlarsın ilk yapıştırdığımız afişleri
              ve sokak aralarında koşarak kayboluşumuzu,
filtresiz tek sigaramızı birlikte içtiğimiz,
sinemaların önünden parasız geçtiğimiz o günleri,

bu kentte paylaşacak bir şey kalmadı artık
        her taraf ihanetlerle doldu,
               hem kuşlarda gitti, artık yolculuk sırası bizde,
                             çekip gitmek gerek ardına bakmadan.









Günlerdir gözlerime uyku girmedi,
                                   tarifsiz bir sıkıntı içerimde,
hep seni düşündüm, o günleri özledim,
caddelerde paylaşmanın o sihirli buğusunu aradım,
ben bu karanlık ve küflü kaldırımlarda gezerken
                                         o ne yapıyor dedim acaba,
hala o eski günlerdeki gibimi yaşıyor,
                                                         gözleri ışıltılı,
yoksa yaptığımız hataları almış karşısına,
                                    geçmişimizi mi yargılıyor,
yada yüreğindeki tohumlar çatlayıp boy mu veriyor
                 çiçek açmak için yarınlarda yeni baharlara.

Sen yoktun, kuşlar yoktu,
                        bir başıma kalmıştım bu kentte,
yorgundum, çekip gitmişti dostlarım,
ve onların sıcak yüreklerinde kalmıştı
                                           tüm umutlarım,
hatıralarımsa hiç yaşanmamış gibi
                                        anımsamıyorum artık,
sinemaların önündeyse,
                          yeni nesil gençler,
                                              yeni versiyon filmler,
yatılı bir hüzün çöküyor üstüme
                                        ve bastırıyor karanlık.

Yürürken, bir liseli kız görüyorum kaldırımlarda,
                                                         sana benziyor,
gözleri en az senin kadar güzel,
oda benim gibi umarsızca yürüyor,
bir rüzgar esiyor, saçları gözüne düşüyor
                 göz göze geliyoruz,
                                ben ona bakıyorum
                                              ama o beni görmüyor,
belli ki oda küskün bu kente,
dedim ya, bu kent artık çok yabancı bize
            çekip gitmek vaktidir,
hem kuşlarda gitti,
            artık yolculuk sırası bizde,
                        çekip gitmek gerek
                                  ardına bakmadan...

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu