İSTANBUL - Bedirhan GÖKÇE
  • 16 Eyl , 2006
  • admin
  • 0 yorum
  • Favoriye Üye Girişi Gerekli

Benim birde İstanbul maceram var,
995 te başlayan yağmurlu bir Kasım günüde
Heyecanlı, bir o kadar da gergin
Yazmıştım İstanbul?u ilk kitabımda

İster gel ister gelme, geçmeziyem bu şehrin
Men güzelden anlaram
İstanbul şahı şehrin demiştim,
Bir gezmede İstanbulu

Şimdi ne yazmaya, nede gezmeye
Şimdi, kötüleri üzmeye gidiyorum
95 Kasımında yağmurla beraber
Kapalı çarşıda Orhan Veli ile tanışacağım
Topkapı, Ayasofya Sultan Ahmet
Beklide Dervişlere karışacağım

Kim bilir bir bakarsın
Boğazda teknelerle yarışacağım
İhtimali zayıf ama
Beklide en bilinmedik küfürlere alışacağım
İstanbul sana geliyorum
Yağmurla beraber 95 Kasımında

Böyle başladı işte böyle gidişle
Ve 96 kasımında yağmurla beraber döndüm
Heyecanlı, bir o kadarda üzgün.
Nemi oldu, nemi kaldı geride?

Bir deniz yaş 18;
Sonuç aşırı doz
Hayalleri anıları bir küçük not defterinde yazılı
O kadar

İki Can
Yaş 17;
Topuğundan bile iğneliydi
Son sözünde yaşamak istiyorum dedi.
Uyuşmadan yaşamak

Üç; Esrahan
Ey güzel gözlü kız
Çok uğraştık seninle biz
Yaşamam için kufak bir sebep demiştin;
Denizi göstermiştim.
Öldü demiştin.
Oysa ben maviliği demek istemiştim.
Gözlerin gibi, maviliği
Şimdi ceza evinde zaten evinde de cezalıydı.

4.5,6
Gider böyle geride kalanlarım.
Ey be İstanbul
Ey uyuşuk taş toprak
Bana güzellikten söz etmeyi bırak.
Ben senin o ışıltılı gecelerinde,
O boğazının sahte kalabalığında bir tek şiir yazmıştım.
Yalnızlıktan bunalıp ta sevgiliye


Denize kızıllık düştüğü anda bir martı misali havalanırım,
Aklımdan gözlerin geçtiği anda,
En durgun sularda dalgalanırım
Ellerin gerekli su içmek gibi
Son dilek misali bir idamlıkta
Tutmalı, öpmeli, okşamalıyım,
Şefkatin olmalı bu karanlıkta

Topu topu işte bu geriye kalan
Kimi mezer taşında, kimi yalnızlığımın ak kağıdında
Ve benim için İstanbul
Artık sabıka kaydında.

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu