Şair Durum
Şair Popülite
Şair Yorum Popülite
Şair Şiir Popülite
Sosyal Paylaşım Popülite

Çağdaş Türk şiirinde başlıbaşına bir yer edinen Behçet Necatigil; hayata bilgece bakan biridir. Şiirinde insan-insan, insan mekan/çevre ilişkilerini, yaşanılan atmosferlerin içkin durumlarını bireylerin dünyalarında ağan renklerle yansıtır. Duyarlıklı, içli bir şiir evreni kurar. Şiire adanmış bir ömürdür onunkisi.. Hep saklı tuttuğu, koruduğu özel bir alandır. Yazılar, çeviriler, oyunlar, dersler de girse araya; şiir için yaşadı, şiir için yazdı, şiiri hayat bilgisine dönüştürmeye çalıştı.
16 Nisan 1916'da İstanbul Fatih'te doğan Necatigil¸ilkokula 1923'te Beşiktaş Cevri Usta Mektebi'nde başladı. Son sınıfı Kastamonu'da Erkek Muallim Tatbikat Mektebi'nde tamamladı (1927). Kastamonu Lisesi'nde başladığı ortaöğrenimini, hastalığı nedeniyle burada sürdüremedi, 1931'de Kabataş Lisesi'ne kaydoldu. 1936'da aynı lisenin edebiyat kolunu birincilikle bitirdi. Yüksek Öğretmen Okulu'na girdi. Aynı okulun kontenjanından Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümüne devam etti. Temmuz 1937'de "Deutscher Akademischer Austauschdienst"in davetlisi olarak Berlin'e gitti. Dört ay Berlin Üniversitesi dil kurslarına devam etti. 1940'ta edebiyat öğrenimini başarı ile tamamladı.

Necatigil, Kars Lisesi'nde başladığı (1941) edebiyat öğretmenliği görevini Zonguldak Lisesi'nde (1942-43) sürdürdü. Ekim 1943- Kasım 1945 arası askerlik görevini yedek subay olarak İzmir'de yaptı. Dönüşünde öğretmenlik görevini Pertevniyal Lisesi'nde, Kabataş Erkek Lisesi'nde (Ocak 1946) daha sonra da (1960) İstanbul Eğitim Enstitüsü'nde sürdürdü. Ekim 1972'de emekli oldu. 13 Aralık 1979'da İstanbul'da öldü.

Almanca'dan yaptığı çevirileriyle de kültür yaşamımızı zenginleştiren Necatigil; şiirlerinin yanı sıra radyo oyunları yazdı, Türk edebiyatının yazarlar, eserler sözlüklerini hazırladı. Eski Toprak ile 1957 Yeditepe Şiir Armağanı'nı, Yaz Dönemi'yle de Türk Dil Kurumu 1964 Şiir Ödülü'nü kazandı. Yapıtları, ölümünden sonra, Hilmi Yavuz ve Ali Tanyeri tarafından "Bütün Eserleri" adıyla yayına hazırlandı (Cem Yayınevi, 1981). Bütün Yapıtları, 1995'te, Yapı Kredi Yayınları'nca yeniden yayınlanmaya başladı. Ailesince 1980'de konulan Necatigil Ödülü, her yıl şairin doğum yıldönümünde açıklanıyor. İlk kitabı Kapalı Çarşı'yı 1945'te yayımlayan Necatigil, edebiyata ilgisini, yönelişini şöyle anlatır: "Yazı sanatıyla meşgul olmaya başlamam, birçok arkadaşlarda olduğu gibi ilkokul sıralarına kadar gidiyor. 17.10.1927 tarihinden itibaren kendim için, bir eser-i cedit kağıdını El Marifet matbaasında doldurarak Küçük Muharrir isimli haftalık bir gazete çıkartmaya başladım. Abonesi arkadaş ve bildiklere meccanen olan bu imtiyazsız gazete, 14. sayısı ile birinci cildini kapamış ve iki yıllık bir tatilden sonra 20 Haziran 1932'den itibaren ikinci cildine başlamış ve 12 sayı daha çıkmıştı. 1931-33 arası, Akşam gazetesinin haftalık çocuk dünyası sahifesinde "Küçük Muharrir" imzasıyla manzum, mensur hikaye, fıkra, şiir bir sürü yazı neşrettim. İskender Fahrettin merhum, telif hakkı olarak her yazıma bir kutu bonbon veya bir büyük paket çikolata verirdi. Bu çocukluk heves ve faaliyetleri, 1933'te liseye geçmemle birdenbire bir değişiklik geçirdi. Necip Fazıl'ı ve "Yedi Meşale" şairlerini keşfettim."**

Lise yılları onun için edebiyata asıl başlangıç yıllarıdır. Önünü ise Yaşar Nabi açar: "Varlık çıkıyordu. Onuncu sınıfta idim. Birkaç şiirimi bir mektupla (6 Şubat 1935) Yaşar Nabi Nayır'a gönderdim. Bana uzunca bir mektup yazıp düşüncelerini bildirmek ve yolladığım üç şiirden bir tanesinin, dergisinde çıkacağını haber vermek lütfunda bulundu. Böylece Behçet Necati imzasını taşıyan basılı ilk şiirim, Varlık dergisinde çıktı (sayı 54, 1 Ekim 1935). Yani asıl yazıcılık hayatına başlayışım benim için kolay oldu diyebilirim. Bana bu kolaylığı Yaşar nabi gösterdi, beni bu yolda o teşvik etti."(agy., s.436-437)

Bu dönemde yazdığı şiirleri Varlık'ın dışında Gençlik ve Oluş dergilerinde yayınlandı. Bu şiirlerinin bir bölümünü ilk kitabına aldı. Lise edebiyat öğretmenliğinin ilk dönemi (1941/43) onun sesini duyurmaya başladığı yıllar oldu. Zonguldak'ta şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu ile tanıştı. Onlarla yakınlığını bir konuşmasında şöyle dile getirir: "Pek genç yaşta ölümleri şiir hayatımız için cidden büyük bir kayıp olan Rüştü Onur, Muzaffer Tayyip Uslu gibi iki kuvvetli şairle birlikte çalıştık. Zonguldak'ta çıkan Ocak gazetesinde, Kara Elmas dergisinde ve Değirmen (İstanbul) mecmuasında beraberce şiirler, yazılar yayınladık."(agy., s.434) Askerliği sonrası İstanbul'a dönen Necatigil; Fahir Onger, Oktay Akbal, Naim Tirali ve Fazıl Hüsnü Dağlarca ile dostluklar kurdu. Fahir Onger, Oktay Akbal ve Salah Birsel ile Yenilikler dergisini çıkardı (Şubat 1946).

Sanat anlayışını kısaca şöyle özetleyen Necatigil; "Sanatçı içinde yaşadığı topluma karşı bazı vazifeleri olduğunu düşünmeli; sanatını sade güzele değil, iyi ve faydalıya da yöneltmelidir. Güzel, çok vkit iyinin içindedir. Toplumun realitelerini görmezden gelerek kendi renkleriyle yetinen bir sanatkar çevresini daraltmış, hitap kabiliyetini azaltmış olur. Sanatkar bozuk düzen bir toplum kaosuna müdahalelerde bulunmazsa, onu elinden geldiği kadar düzeltmekten yüksünürse ferdi, kifayetsiz bir sanata saplanır, kalır."(agy., s.438-439)

O, hep 'güzel şiir'in peşinde olmuştur. Bugüne ulaşan şiir birikimi bunun bir göstergesidir. 1953'teki bir söyleşisinde de; "şiir biraz da yaşanmışlığı şart koşar" diyen Necatigil; 'güzel şiir'in de nasıl olabileceğini şu düşüncelerinde dile getirir: "Her şiir önce bir hayaldir, bir gerçek değil. Bir gerçeği anlatsa, duyursa bile; hayale, iyi-güzel durumlar, düzelmeler, arınmalar hayal ettirmeye sebep olduğu için bir hayaldir. Daha üstün gerçekleri hayal ettirerek, hak verdirerek okuyucuyu ümitlere düşüren bir şiirin, sezdirdiği bu hayali gerçekleştirebilmesi, çok kere onun gücü dışında bir başka hayaldir."(agy., s.447)

Şiirde aydınlıkçı bir bakıştan yanadır. Anlaşılır olmaksa baş kaygısı. Bir söz işçisidir o. Sözlerin şiirdeki anlamı önemlidir onun için: "Şiiri şiir yapan öğelerin başında kelimeyi kollayış geliyor, cümleyi değil. Kelime seçiminde dikkatliysek, özel ilkelerimiz varsa cümle zaten bize bağlı demektir. Yani ister Birinci, isterse Beşinci Yeni üslubuyla yazınız, fark etmez. Şiir bir iç dünya işi. İnsanın bir yerde artık kendi duvarları içine hapsolması beklenir."(agy., s.454)

Evet,o, şiirini hep bu minval üzerinde geliştirdi: 'iyi-güzel şiir'i aradı. Doğu ve Batı'dan, birçok kaynaktan besleyerek geliştirdi şiirini. Ki, bunu da şu görüşleriyle dile getirmektedir: "Dokuduğumuz kumaşta tek tük yabancı iplikler bulunabilir; ama desen bizimdir, kompozisyon bizimdir; hammaddeyi dilediğimiz gibi yeni bileşimlerde eritmiş, bağımsızlığından çıkarıp kendimize tabi kılmışızdır. Bu noktada artık taklidin, kopyanın sözü edilemez." (agy., s.455)

Necatigil; geleneksel Türk şiirinin biçim ve ses özellikleriyle birlikte; tematik yapısını da yenileştiren bir bakışı getirir. O; "öz ile biçimi birbirinden ayrılmaz kavramlar olarak" görür. "Durulmuş sözler, kesin biçimlerini beraberlerinde getirirler", derken de; şiirselöz'ün sürekliliğini imler.

Söz ve anlamın imgesel yoğunluğunu sürekli önde tutan Necatigil'in şiirinin biçimsel yapı değişikliği Yaz Dönemi (1963) ve Divançe (1965) ile başlar. Bu çizgisini Kareler Aklar'da (1975) en üst noktaya ulaştırır. Şiirin okur katında 'çoğalan ses'e dönüşmesini sağlayan bir şiir oylumudur bu da. Necatigil şiirinin poetik yapısını katmanlaştıran önemli bir boyuttur bu gelinen nokta. Doğan Hızlan'ın nitelemesiyle; o, "Şiir geleneğimizi özümleyen bir sanatçıdır. Özümleme işlemi içinde, gelenek içinde neyin öldüğünü, neyin bugün hala sanat ve şiir katında yaşadığının en sağlıklı saptamasını yapmış şairdir. Geleneksel şiirin biçimlerine çağdaş bir yükü yerleştirir. Kişisel tedirginlikler, özlemler, bunalımlar onun bireysel şiir dünyasını oluştururken, dar toplumsal yorumlara, güncellik mengenesine şiirini sokmadığından hem kendi toplumunu hem de toplumların kesiştiği evrenselliği simgeler."***

Necatigil'in yayımlanmış başlıca yapıtları şunlardır:

Şiir: Kapalı Çarşı (1945), Çevre (1951), Evler (1953), Eski Toprak (1956), Arada (1958), Dar Çağ (1960), Yaz Dönemi (1963), Divançe (1965), İki Başına Yürümek (1968), En/Cam (1970), Zebra (1973), Kareler Aklar (1975), Beyler (1978), Söyleriz (1980). Seçme şiirleri: Sevgilerde (1976).

Düzyazı: Bile/Yazdı (1979). Radyo oyunları: Yıldızlara Bakmak (iki oyun, 1965), Gece Aşevi (beş oyun, 1967), Üç Turunçlar (altı oyun 1970), Pencere (dört oyun 1975). Araştırma/İnceleme: Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (1960,17. basım, 1998), Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü (1979). Çeviri şiirleri: Yalnızlık Bir Yağmura Benzer (1984).

Şair Yönetim Paneli

Şiirlerinizi sitemizde yayınlamanız ve ziyaretçilerinize kendinizi tanıtmanız için size özel yönetim panelimiz ile kontrol sizde...

Size Özel Sayfa

Favori şairler ve favori şiirlerinizden kendinize özel bir sayfa oluşturabilir ve favorilerinize kolayca erişebilirsiniz.

Sosyal Medya

Şiirleriniz sosyal medya uygulamamız ile tüm sosyal medya kullanıcılarına ve 35 bin kişilik sayfamızda paylaşılmaktadır..

Şair Hakkında Yorumlar Şaire Yorum Yaz