GDO - YEDİĞİNİZ DOMATESLERDE DOMUZ GENİ OLABİLİR - Sosyal Bilimler

GDO - YEDİĞİNİZ DOMATESLERDE DOMUZ GENİ OLABİLİR

GDO - YEDİĞİNİZ DOMATESLERDE DOMUZ GENİ OLABİLİR

Biyolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak, belirli özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikro organizmalar üretiliyor. Bu kapsamda domuza ait gen domatese, bakteri veya virüse ait gen de bitkiye aktarılabiliyor.
Avrupa Birliği ve uluslararası sözleşmelerin arkasına sığınan çokuluslu şirketler, genetiği değiştirilmiş gıdalar ile halk sağlığını tehdit ediyor.

GDO DomatesGDO nedir?

Genetiği değiştirilmiş organizmalar, kısa adıyla GDO’lar, bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da kendi doğasında bulunmayan bir karakter kazandırılarak farklı bir yapıya dönüştürülmesi anlamına geliyor.

Sağlık elden gidiyor

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, kısaca GDO olarak adlandırılan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar yoluyla ülkelerin silahsız olarak işgal edildiğini belirtti ve, “Verimlilik, bolluk var gibi görünüyor, ama gerçekte insan sağlığı elden gidiyor, türler ve tatlar kayboluyor” dedi

Biyolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak, belirli özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikro organizmalar üretiliyor. Bu kapsamda domuza ait gen domatese, bakteri veya virüse ait gen de bitkiye aktarılabiliyor. Sonuçta, doğal ürünlerin genetik yapısının değiştirilmesi ile geri dönülmez felaketlerin kapısı aralanıyor.

Alerji ve toksin birikimi...

GDO’lu ürünler konusunda halkı uyaran Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Günaydın, “Bu ürünler insan ve hayvan sağlığı açısından çeşitli risk ve tehditler doğuruyor. Bu tehditler, yatay gen transferi, alerjiler, antibiyotiklere direnç, toksin birikimi ve metabolizma değişiklikleri olarak sayılabilir. İnek sütü, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri, soya, fıstık ve buğdayda alerji saptanıyor” şeklinde konuştu.

Yıllardır, özellikle İsrail tarafından yürütülen çalışmalarla insanlığın tehdit edildiği ortaya çıktı. Bazı türlerin genlerini başka türlere aktararak yeni ürünler elde edilirken, öteyandan doğanın yapısı bozuluyor. Doğal ürünlerin özelliklerini yitirmesi veya kaybolması nedeniyle de insanlık, bilinmedik hastalıkların pençesine düşüyor.

Kısaca GDO olarak adlandırılan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar, halk sağlığı konusunda en büyük tehditlerden birisi. Avrupa Birliği (AB) uyum yasaları ve uluslar arası sözleşmeler gereği, serbestçe hareket etme imkanı bulan şirketler Türk halkını sağlıksız yiyeceklerle tehdit ediyor. Tarım Bakanlığı bu konuda bir takım önlemler almaya çalışıyor. Ancak, çok uluslu şirketler bu ürünlerin zararlı olmadığını ileri sürerek, reklamlar yoluyla halkı yanıltıyor.

İşgal yöntemi

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, “Bir ülkenin işgal edilmesinde kullanılan yöntemlerden biri GDO’lu ürünlerdir. Burada taşınan demokrasi değil, verimlilik, bolluk ve refah oluyor. Ama halkın sağlığı, ağzının tadı gidiyor.” diyor. Tüm Avrupa’da 13 bin civarında olan bitki çeşidinin 11 bininin Türkiye’de bulunduğunun altını çizen Günaydın, “Kontrollü alanlar dışında GDO’lu ürünleri soktuğunuzda genetik çeşitler kayboluyor, yerel türler bunlarla rekabet edemediğinden hızla yok oluyor” diyerek tehlikenin büyüklüğüne işaret ediyor.

Domuz geni

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, genetiği bozulmuş ürünlerin tehlikelerine dikkat çekerek, “Biyolojik yöntemlerle kendi türü dışındaki bir türden gen aktarılarak, belirli özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikro organizmalara ‘transgenetik’ ya da genetiği değiştirilmiş organizma deniyor. Bu kapsamda domuza ait gen, domatese, bakteri veya virüse ait gen de bitkiye aktarılabiliyor” diyor.

Genetiği değiştirilmiş organizmaların verdiği zarar tam olarak saptanamasa da, doğal ürünlerin genetik yapısının değiştirilmesinin geri dönülmez felaketlere yol açabileceğine işaret ediliyor.

Transgenetik ekim

GDO’lu ürünlerin 1996 yılından bu yana yaygın olarak üretilmeye başlandığına dikkat çeken Günaydın, “Bugün tüm dünyada Türkiye’nin yüzölçümüne yakın bir alanda transgenetik ekim yapılıyor. Ekim alanlarının yüzde 99’u ABD, Arjantin, Kanada, Çin ve Brezilya’da. Bu ürünler insan ve hayvan sağlığı açısından çeşitli risk ve tehditler doğuruyor. Bu tehditler, yatay gen transferi, alerjiler, antibiyotiklere direnç, toksin birikimi ve metabolizma değişiklikleri olarak sayılabilir. İnek sütü, yumurta, balık, kabuklu deniz ürünleri, soya, fıstık ve buğdayda alerji saptanıyor. Mesela, GDO’lu bir patatesin mide çeperi üzerinde uyarıcı bir etkisi saptanmıştır.” diyerek GDO’lu ürünlere karşı halkı uyarıyor.

Türkiye’de son hazırlanan tasarı ile bu tür ürünleri yasaklamak yerine serbesti getiriyor. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, bu tür ürünlerin ülkeye girmesinin yasaklanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü Tarla Bitkileri Araştırma Daire Başkanı Vehbi Eser de risklerin minimize edilmesi için hayvandan bitkiye, bakteriden bitkiye gen transferine karşı olduklarını açıklıyor. Bu alanda Türkiye’de de üretim yapılması için, çalışmalar yapıldığının altını çizen Eser, “Bize yapılan müracaatlar var. Ancak biz bu ürünlerin üretimine her türlü laboratuvar testlerini yaparak izin vereceğiz” diyerek konunun ciddiyetini vurguluyor.

Yaradılışa müdahale, insanlığa da zarar!

Domatesler, salatalıklar, soğanlar ve patateslerin artık sadece şekli benziyor gerçeğine. Yediğimiz pek çok yiyeceği, özellikle sebze ve meyveleri olması gerekenden daha önce olgunlaştırılan ve göze alımlı görünmelelerini sağlayarak tüketimi heveslendiren bir uygulama olan hormon kullanımı, çoğu bilim adamının sert tepkisini çekerken Dinimize göre de “Yaradılışa müdahale” şeklinde değerlendiriliyor. Türkiye ve Dünya’nın önemli sorunlarından biri olan hormonlu yiyecekler, TV dünyasının ünlü spor yorumcusu Erman Toroğlu ile Türkiye’de tekrar gündeme geldiğinde şu sözleri insanlarımızı etkilemişti: “Ben kışın sebze yemem arkadaş. Antalya’da 11 cm olarak kamyona yüklenen salatalık, Ankara’ya gelene kadar 13 santim oluyor. Hormonlu ürünler insanın dengesini bozar.”

Sayılarla GDO’lu ürünler

70 milyar dolarlık pazara hitap ediyor. Ürünler dünyada 68 milyon hektarlık alanda yetiştiriliyor. Türkiye’ de kullanımı 1990’da başladı. Türkiye, son 10 yılda hormonlu ürünlerin ithalatına 4 milyar dolardan fazla para ödedi. Türkiye’de 11 bin bitki türü var. Bunların 3 bin 700’ü sadece ülkemizde yetişiyor. GDO ekimleri, bu türlerin yok olmasını beraberinde getirecek.

Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar:

Türk halkı kobay olarak kullanılıyor

Genetiği değiştirilmiş gıdaların tehlikelerine dikkat çekmek için yıllardır mücadele veren Tüketici Hakları Derneği Genel Başkanı Turhan Çakar, GDO tohumlardan elde edilen ürünlerin girip girmeyeceği konusunda yasal boşluk bulunduğunu belirterek, Hükümetler ve Tarım Bakanlığı, bile bile 10 yıldan bu yana Türk halkını kobay durumuna düşürdüler. 4 milyar dolar verdiğimiz bu ürünler, Türkiyede 900 çeşit ürüne katılarak bize yediriliyor. Bu bir mantıksızlıktır, ahlaksızlıktır ve vatan hainliğidir dedi.

Bu konudaki çalışmalarını gazetemize değerlendiren Turhan Çakar, dünyada gen teknolojisi 1990 yıllardan itibaren gelişmeye başladığını belirterek, gen teknolojisiyle üretilen ürünlerin ise 1995 yılından itibaren piyasaya sunulduğunu kaydetti. Gen teknolojisinin ortaya çıkışında bilim adamlarının ileri sürdüğü gerekçeleri de anlatan Çakar, Birincisi tarımsal ürünlere zarar veren böcekleri öldürmek veya zarar veremez hale getirmek. İkincisi, ürünün dayanıklılığı artırmak. Üçüncüsü, verimi artırmak dedi.

Mısıra, soya fasülyesine, patatese, domatese zarar veren böceği öldürmek amacıyla onu zehirleyecek bir bakterinin veya virüsün geninin alınarak bitkiye aktarıldığını söyleyen Çakar, daha sonra o ürünün ekildiğini, bitkinin verdiği ürünün yaprağına, tanesine ve gövdesine yaklaşan böceklerin bu nedenle de öldüğünü vurguladı.

Sağlığımız için çok riskli

Bilim adamlarına göre ise sözkonusu sebze ve meyveleri yiyen insanlar için büyük risk oluşturduğunu söyleyen Çakar, Bu işlenmiş ürünleri ise biz tüketiyoruz. İnsanlar yediğinde, allerji etkisi yapabiliyor. Yani alerji riski var. Bilim adamları, allerji bir kişiye kaşıntı yaparken başka bir kişiyi öldürebilir diyor. Kişiden kişiye değişebiliyor diye konşutu.

GDOlardaki sağlıklıkla ilgili ikinci riskin toksik etkisi olduğunu söyleyen Çakar, Bu ne demek? Zehirlenme riski demektir. Bilim adamları başka birçok tehlikeye de dikkat çekiyor. İnsanların bağışıklık sistemini bozma tehlikesi var. Ayrıca, vücudun bağışıklık sistemini bozup kendi kendine saldırmasına neden olabiliyor. Bir başka tehlike ise, ilaca karşı direnci artırıyor. İlacın etkinliğini azaltıyor. Ve birçok başka riskler var dedi.

Bilim adamlarının bunun bilinmeyen yönlerinin çok daha riskli olduğuna işaret ettiklerini belirten Çakar, İleride nasıl bir tehlike ile karşı karşıya kalacağımızı bilmiyoruz. Yüzyıllardır insanoğlunun, deneye deneye, yanıla yanıla ürettiği bir takım şeyler var. Doğal yöntemlerle ürettiği tarımsal ürünler bulunuyor. Bunlar zararsız ve hangi koşullarda zararlı olacağını biliyoruz. Ona göre tüketiyoruz. Yani bir domatesi, patatesi, soyayı klasik yöntemlerle üretip, tüketebiliyoruz. Ama birdenbire bunu yararlı olan, riski olmayan tarımsal ürünleri birdenbire gen aktarımı yaparak riskli hale getiriliyor dedi.

4 Milyar dolar harcadık

Türkiyenin ürün çeşitliliği bakımından çok zengin bir ülke olduğunu vurgulayan Çakar, 11 bin çeşit bitki türü bulunduğunu kaydetti. GDOlu ürünlerin 1996 yılından beri Türkiyeye girdiğine işaret eden Çakar, O tarihten bugüne kadar 4 milyar dolarlık, işlenmiş ve işlenmemiş mısır, soya, soya küspesi, mısır yağı, soya yağı ithal edildi dedi.

GDOlu ürünlerin Türkiyede piyasadaki 900 çeşit gıdada kullanıldığına işaret eden Turhan Çakar, Mısırdan tatlandırıcı elde ediliyor. Tatlandırıcı kotası Türkiyede yüzde 15e çıkarıldı. Yani şeker yerine tatlandırıcı kullandırılıyor. Bunlar coladan tutun, baklavaya kadar heryerde kullanılıyor. Et suyu, bebek maması, meyvesuyu, pasta, hazır çorba gibi hemen hemen birçok üründe yeralıyor. Soya ve mısır, 900 çeşit üründe kullanılıyor. Bu konuda bir tezgah yapılıyor diye konuştu.

&
Kaynak : İslam Arslan-Mustafa Canbey-Ebubekir Gülüm-MİLLİ GAZETE


Paylaş

Etiketler: Gdo Yediğiniz Domateslerde Domuz Geni Olabilir

yakamoz

Üyemiz, Akrep Burcu 43 Yaşında, Mesleği: GEMİ KAPTANLIĞI,

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu