ESKİ AŞKLAR‏ - Sosyal Bilimler

ESKİ AŞKLAR‏

ESKİ AŞKLAR‏

Masanın bir tarafında kadın diğer tarafında adam oturuyordu

Kadın ağlıyordu ayrılmak ve gitmek istiyordu

Dakikalarca ağlayarak sorunlarını anlattı ve gidecektiki

Adam elini masaya vurdu önce

Sonra derin bir nefes aldı ve kadını kolundan tutup tekrar sandalyeye oturttu

- sen benimsin anlıyormusun. Hiçbir yere gidemezsin.

Kadın ağlıyordu yaşlar yanaklarından süzülüp akıyordu ama içinden gülüyordu mutluydu

Sevilmediğini sanıyordu. Eğer sevmeseydi bırakırdı böyle düşünüyordu.

Kadın itiraz etti adama şansını tekrar denemek emin olmak istiyordu

-        ben kararımı verdim bu şekilde olmuyor seninle mutlu değiliz ne olur sende kabul et artık

-        hayır kabul edemem. Sen benim canımdan bir parçasın. Annemden sonraki tek kadınımsın. Ya seninle yaşarım yada ölürüm. Gidersen ölürüm. Sen benim hayatımın anlamısın. Ebedi mutluluğumsun. Hiç bir yere gidemezsin. Seni benden başkası sevemez göremez dokunamaz…………

kadın artık emindi. Evet mutlu değildi belki. Belki adam onu mutlu edemiyordu sevgisini tam gösteremiyordu. Ama her şeyden önemlisi seviyordu ve sahipleniyordu. ...




Eminim bu yazıyı okuyan bayanların bir çoğu içinden ah nerdeeee varmıdır böylesi…. diyordur.

Böylesi eski türk erkeklerinde kalmış maalesef. Artık böyle sevgiler olsa bile sahiplenme duygusu ölmüş. Aşklar okey oyunundaki gibi, bu el ahmettesin diğer elde mehmette. Kim kazanırsa… Ben seni hak etmedim umarım hak ettiğini bulursun deyip eli kaybediyorsun. Ne kadar acı ama gerçek.

Hepimiz aşka ne kadar hasret kalmışız. Bunu evliler içinde söylüyorum sevgililer içinde. Birine sahibiz ama aşkı doyarak yaşıyormuyuz? Hasretle buluşup dakikalarca gözlerine bakıyormuyuz. Sesini bugün duymazsam uyuyamam duygusunu güdüyormuyuz?

Ne kadar sanala dönmüş hayatımız. Nekadar basitleşmiş aşklar.
Artık postacıyla gelen mektuplar, kapınıza gelen taze çiçekler olmuyor. Bunun yerine harcandıkça bitmeyen bedava mesajlar facebooktan gelen hediye paketleri var. Acaba bunlar bizi gerçek taze çiçekler ve yarimizin kokusunu içinde saklayan mektuplar kadar mutlu ediyormu?


Peki ya sevgilimizi özleyip soğuk havaya meydan okuyup buluşmalar. yarimizin o sıcacık elini tutmanın büyük hazzını ne verebilir? Soğuktan ağzımızdan buharlar çıkarken sıcacık dudaklarda küçücük bir busenin tadı unutulabilirmi?

İnsanın içinde bitmeyen bir aşk duygusu var. Karşımıza biri çıkıyor ve biz onu gerçek sanıyoruz bazen. İçimizdeki duyguları dizginleyemeden aşırı değer veriyoruz. Kimisi bunu hak ediyor kimiside hak etmiyor. Sonra bir bakıyoruzki bizi ona iten içimizdeki sevme duygusu aslında onun hak ettiğinden değilmiş. Harcanan vakitler beklemeler hasretler dualar ilk hevesler akan değerli gözyaşları… aşkımız bunlara değiyormu? Ya bittikten sonraki can çekişmeler ağlamalar içimizin acıması çırpınışlar….

Aşk bu kadar ayağa düşmemeli içimizdeki en saf duyguyu bukadar kolay kirletmemeli. Ya hep ya hiç derlerya. Ya tam sevmeli vazgeçememeli yada hiç başlamamalı. Ne kendimizi nede karşımızdaki insanı üzmemeli. Geriye gelmeyen tek şey zaman kimsenin zamanını çalmaya hakkımız yoktur.

Çok canım sıkıldığı için bir çırpıda yazdım J eğer gerçekten sevip sevildiğinize eminseniz elinizden gelenleri esirgemeyin. Kadınlar ufacık hediyelerden ufacık değerli kelimelerden çok mutlu olabiliyorlar. Seviyorsanız ve değer görüyorsanız sonuna kadar devam. Aşkı hak etmeyeni bırakın gitsin...


AŞK VE SADAKAT BAŞ TACINIZ OLSUN

Paylaş

Etiketler: Eski Aşklar‏

safir

Üyemiz, Kova Burcu 45 Yaşında, Mesleği: ,

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu