İRONİ - Sosyal Bilimler

İRONİ


Okan ile Büşra kısa bir zaman önce tanışmışlardı. Bu tanışmadan sonra da kısa zamanda samimiyetlerini ilerletmişlerdi. Nerdeyse her gün görüşüyorlardı. İkisi de duygusal depremler yaşamış, bu depremlerin yaralarını birbirlerine sığınarak sarmaya çalışıyorlardı. Ancak ikisi de birbirine duygusal anlamda değil de bir arkadaş, iyi bir dost gözüyle bakıyorlardı. Okan Büşra için bu güne kadar tanıdığı insanlardan çok farklıydı. İkisi de aynı şehirlerde yaşıyor olmalarına rağmen, Büşra başka bir şehirde üniversitede okuyordu. Bu yüzden yüz yüze görüşmekten çok telefonla ve internet aracılığı ile görüşüyorlardı. Büşra okuduğu şehirde bir arkadaşıyla beraber aynı evde yaşıyordu. Birbirlerine çok alışmışlardı. O kadar samimiydiler ki uzaktan görenler onları iyi bir dost değil de sevgili sanabilirdi. Bu ise onlara çok komik geliyordu. İnsanlarda oturmuş genel kanı, bir kızla bir erkek eğer bu kadar yakınsa mutlaka aralarında bir şey vardır. İkisi de birbirlerine o kadar açıktı ki, kimse kimseden bir şey saklamazdı ve hayatlarının bu zamana kadar olan bütün olaylarını ikisi de biliyordu. Bir gün Büşra’nın arkadaşı ailesinin yanına dönmüş, Büşra da tek kalmıştı. Aklına hemen Okan’ı aramak geldi. Onu aradı ve buraya gelmesini ona ihtiyacı olduğunu söyledi. Okan da peki diyerek kapattı telefonu. Sonra hemen yola çıktı ve Büşra’nın yaşadığı şehre vardı. Büşra onu otogardan aldı ve eve geldiler. Buraya kadar her şey çok normaldi. İki iyi dostun buluşmasından daha doğal ne olabilirdi ki. İkisi de zaten böyle düşünüyor birbirlerine güveniyorlardı. En azından Okan için bu böyleydi. Oturdular, konuştular, bir şeyler yediler, içtiler. Zaman gece yarısını bulmuştu. Çok eğlenceli zaman geçirmişlerdi. Gerçi Okan’la Büşra’nın kişilikleri, hayata bakış açıları, sevdikleri şeyler, dinledikleri müzikler o kadar farklıydı ki, nasıl bu kadar uyumlu oldukları da bir soru işaretiydi. Aslında onların yaptığı şey basitti, hiçbir zaman bunları düşünmemişler, ikisi de birbirine bu konuda saygı duymuşlardı. Yinede yapacak, konuşacak şeyler bulup, zamanı en iyi şekilde geçirmeyi beceriyorlardı. Bu biraz Okan’dan kaynaklanıyordu. Sempatik, espritüel ve fırlama bir yapısı vardı. Aslında çoğu zaman ve ortamda bu özelliklerini hemen belli etmezdi. Ama kanının kaynadığı insanların yanında onu durdurmak da zordu. Büşra da Okan’ın yanında çok rahat davranıyordu. Giydiği elbisenin çok açık saçık olması, ondan çekinmediğinin bir göstergesiydi. Ona karşı tavırları da çok davetkârdı. Okan ise bütün bunlara rağmen aklından hiçbir kötü şey geçirmiyordu. Büşra’nın bu davranışlarının sebebinin aralarındaki yakınlıktan ileri geldiğini düşünüyordu. Zaten Okan Büşra hakkında aksi şeyler düşünseydi onunla asla samimi olmazdı. Çünkü Okan basit insanlardan hiç haz etmezdi. Hele kızlar için bu böyleydi. Ona göre bir kız asla çok basit olmamalıydı ve kendini her zaman korumalıydı. Erkeklere bakış açısı daha ciddi olmalıydı. Büşra konusunda ise tek bildiği şey kendine güveniydi. Zaten ilişkileri içerisinde Okan bu konuda Büşra’nın söz vermesini bile istemişti. Bu söz; ne olursa olsun eğer ikisinden biri dostluktan farklı şeyler beslemeye başlarsa, bu arkadaşlığa bir son vereceklerdi. Okan Büşra’dan böyle bir talepte bulunduğunda Büşra çok şaşırmış sonra kabul etmişti. Çünkü Okan’a göre onlar çok iyi arkadaştılar. Bundan gayrisini düşünmek arkadaşlıklarına ihanet demekti. Ve Okan’ın affedemeyeceği tek şey ihanetti. Büşra Okan’ın bu konudaki düşüncelerini başta çok safça bulmuş, ancak onun zeki biri olduğunu anladığında, bunun saflıktan öte bir şey olduğu kanısına varmış, bu onu daha çok etkilemişti.
Artık çok geç olmuştu. Okan kendisine salonda ki bir kanepede yatak hazırladı ve yatmaya hazırlandı. Büşra’ya iyi geceler dedi ve yattı. Büşra da kendi odasına çekildi. Ancak aradan biraz zaman geçtikten sonra, Büşra Okan’ın yanına geldi. Okan ise çok fazla uykusu olmasına rağmen, yerini yadırgamış bir türlü uyuyamamıştı. Büşra’nın geldiğini duydu. Kafasını kaldırdı ve Büşra’ya hayırdır anlamında kafasıyla bir işaret yaptı. Büşra ise Okan’a korktuğunu ve yanında yatmak istediğini söyledi. Okan yine içinden hiçbir kötülük geçirmeden bunu kabul etti. Büşra Okan’ın yanına sokuldu. Ancak kanepede rahat edemeyeceklerini anladılar. Sonra Büşra’nın yatağına gittiler. Okan Büşra’ya sırtını dönüp uyumaya çalıştı. “ bak korkacak bir şey yok ben buradayım” dedi. Büşra ise uymak istemiyordu. Yatağın içinde Okan’a sırlaşmaya başladı. Bacaklarını Okan’ın üstüne attı. Çıplak bacaklarının tenine değmesinden Okan rahatsız oldu. Ve iyice yatağın diğer ucuna kaydı. “rahat dur Büşra uymak istiyorum” diye sitem etti. Ancak Büşra rahat durmak istemiyordu. Daha da ileri gidip Okan’ın üstüne çıktı ve onu öpmeye başladı. Bu davranış karşısında neye uğradığını şaşıran Okan ise dehşetle yatağında irkilerek ayağa kalktı. “ne yapıyorsun sen Büşra?” diyebildi. Büşra’nın yüzünde ise umursamaz bir tavır vardı. “ bir şey yaptığım yok sadece canım sıkılıyor “ dedi. Okan sinirlenerek” ben yatağıma gidiyorum” dedi. Büşra da sinirlenmişti. “neden korkuyorsun? Yoksa hiçbir kızla beraber olmadın mı bugüne kadar?” dedi. Bu küstahlık karşısında şaşıran Okan ise “ne diyorsun sen bee! Ne biçim konuşuyorsun benimle? Ben senin arkadaşınım sevgilin değil! Tamam, buraya kadar ben gidiyorum!” Büşra bu tavır karşısında şaşkınlıkla, “ nereye gidiyorsun bu saatte? Saçmalama!” dedi. Sonra içinde bir pişmanlık duyarak,” tamam özür dilerim. Küstahça davrandım.” Okan ise bir şey söylemeden odanın kapısını sertçe vurarak çıktı. Bu saatte bilmediği bir yerde nereye gidebilirdi ki. Sabahı beklemeye karar verdi. Ama sanki sabah ona bir asır gibi geldi. Güneş bir türlü doğmak bilmemişti. Okan ise sinirden sabaha kadar gözlerini kırpmadı. Büşra da yaptığı davranıştan çok utanç duymuş, odasından çıkıp Okan’ın yüzüne bakmaya bile çekinmişti. Okan ise sabahın ilk ışıklarında, Büşra’ya veda etmeden evden çıkıp gitti. Yolda yürürken bir ara durup düşündü ve sonra gülümsedi. “Kesin beni hakkımda pekiyi şeyler düşünmüyordur. Hatta erkekliğimden bile şüphe etmiştir. Etsin bakalım kimin umurunda? Ben benim ve kendimi iyi biliyorum. Asıl o beni tanımamış hiç. Çok yazık!” diye düşündü. “Ben onun arkadaşıydım. Sevgilisi olsam bile böyle bir şeyi nasıl bu kadar rahat düşünür?” bu şekilde söylenerek otogara vardı ve ilk otobüse bindi. O kadar çok yorgundu ki koltuğa oturur oturmaz uykuya daldı. Rüyasında ise bembeyaz güzel bir melek yanağına bir öpücük kondurmakla meşguldü…




Paylaş

Etiketler: İroni

deryadeniz79

Üyemiz, Aslan Burcu 52 Yaşında, Mesleği: DİĞER,

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu