UMUTSUZLUĞUN ŞEHRİNDE - II - Sosyal Bilimler

UMUTSUZLUĞUN ŞEHRİNDE - II

UMUTSUZLUĞUN ŞEHRİNDE - II

Ey sessizliğin içine gömülüp kalmış, yalnızlığın surlarını aşamayıp anıların içinde yitikleşmiş, kendi içine gizlenmiş, hayatı kendinden uzaklara itmiş, ey sevgili kadın! Sana kucak dolusu merhabalar bu eski dosttan!
Hayatın kıskacında çırpınıp dururken, kendimi dinlemek için bir köşeye çekildiğimde, yüreğimin sesi adınızı fısıldadı kulağıma.
İçine çekildiğim bu sessizlikte, gülen gözleriniz ve o mağdur duruşunuz, bir bilseniz neler anlattı bana… Umudu fısıldadı kulaklarıma. Tutunduğum dalları nasıl yeşertti bir bilseniz…
Kimsesizliği bilirsiniz, konuşmak istediğinizde birini bulamayıp soğuk duvarlarla bakışmayı, karşılıklı susmayı da… İçinizde bir keman acı ezgiler çaladururken, kendinizden gitmek istemeyi, kendinizi terk etmek istemeyi de iyi bilirsiniz ama her şeye rağmen, inatla teslim olmamayı da.
Sığınacak bir liman bulamazsınız ya hani, sokaklar kalabalık, şehirler dar gelir ya size hani, kuş seslerini, ekmek kokularını, bir ana sıcaklığını, bir dost sohbetini özlersiniz ya hani, işte öyle kalmışım kendimle, bir başıma.
Gözlerimi kapatıp denizleri hayal etmeyi siz öğrettiniz bana böyle anlarımda. Gözlerimi kapatıp çiçek koklamayı, çocuk seslerini duymayı, boğazdan bir vapurla geçerken yüzüme çarpan rüzgarları anımsamayı, bir nehir gibi akmayı içimin karanlığında.
Siz öğrettiniz bana gözlerimi kapatıp kısık sesle şarkılar mırıldanmayı. İçinde bulunduğum anı unutup, geçmişe yolculuk yapmayı siz öğrettiniz.
Küçük mutluluklarla yetinmeyi, başkalarının mutluluğuyla mutlu olmayı, sustuğumda büyük konuşmayı da siz öğrettiniz.
Çok şey borçluyum size ey dost!
Biliyor musunuz, şimdilerde bir bakış, bir gülüş bile mutlu etmeye yetiyor beni. Nerden kopup geldiği belli olmayan bir çiğ damlası, var olduğunu hayal ettiğim bir bahar havası, penceremin önüne konan güvercinlerin kanat çırpışları bile yetiyor mutluluğa.
Gizliden sevdiğim adamla aynı şehirde yaşadığımı bilmek bile…
Kışın bitmek üzere olup baharın yaklaştığını bilmek bile…
Bir yerlerde sevginin var olduğunu bilmek bile…
Daha fazlasını istememeyi öğrendim artık, ellerimdekilerle yetinmeyi de.
Şimdilerde sahip olduklarımın değerini bile öğrenmeye başladım; soluduğum havanın, attığım her adımın, kalbimin her atışının, dokunmanın, hissetmenin, görmenin, yemek yiyebilmenin… ve daha bir çok şeyin.
Anlayacağınız kulaklarınızı çok sık çınlatıyorum bu aralar ve size dualar ediyorum.
Size hoşça kalın demiyorum çünkü bir yere gitmiyorum. Sadece kalemimi, kısa bir süreliğine elimden bırakıyorum masamın üzerine. Kaldığımız yerden devam edene kadar, dikkat edin kendinize.
Düşlerinize sahip çıkın ve onları bizim gibiler için hep saklayın olur mu?

Paylaş

Etiketler: Umutsuzluğun Şehrinde

ogniela

Üyemiz, Akrep Burcu 47 Yaşında, Mesleği: DİĞER,

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu