Geceyarısı Hüznümün İzinde - Sosyal Bilimler

Geceyarısı Hüznümün İzinde

Geceyarısı Hüznümün İzinde

Düşlerimin, sana yansıdığı ıssız bir gecedeyim. Saatler geriye doğru ilerliyor… Evet, geriye. Seni orada görmüştüm ya sonsuz kız. İşte o ana geriliyorum ve eminim bu görebileceğim en büyük ilerleme. Nereden başlamalıyım? Seni anlatmak istiyorum onlara. Kalbimin tek istediği şey bu ‘aktarma’ iç güdüsü. Ah, dostum olabilme ihtimaline karşı heyecanlandığım sonsuz kız. Ah, ellerini uzattığında, o muhteşem parmakları kavrayabilmek için çok uzakta olduğum kız. Nereden başlayayım, sen söyle. Gerçi, sorularımı çok önce cevapladın. Hem de büyük bir sevecenlik haliyle.

Hatırlıyorum, ağlamıştın ya oturuyorduk sınıfta ve alıyorduk kahrolası ‘çalışkanlığımızı’ resmileştiren belgeleri. Neydi onların adı. Teşekkür ve Takdir değil mi? Ben Teşekkür almıştım galiba ve sen hiçbir şey alamamıştın. Ağlıyordun, sonsuz kız. Oysa ben, ben mutluydum ve gülüyordum. Bütünüyle müthiştim. Bir dönemi geride bırakmış, başarılı olmuştum. Seni mi düşünecektim, değil mi? Ah, yerin içine giresice aptallığım.

O anda bana cevabını verdin. Gözyaşların ıslar iken yanaklarını: beynime uçtu düşüncelerin. ‘Sen ne bileceksin! Salak çocuk, salak!’
Bunları duymadım senden, evet. Ki patavatsız değildin ya… Ah, en büyük şansım olduğun halde bunu hiç fark etmediğim kız. Sonsuz kız. O gün ağladın. Ben sustum. Sustum.

Daha sonra, bir çocuk senesi kadar ‘uzun zamanlar’ geçirdik, seninle. Ve söylüyorum ki: hayattaki en büyük başarım, seninle ‘sıra arkadaşı’ olmaktı.

Bir çocuk yılı, bana şiirler yazdırdı. Bir çocuk yılı, bana öyküler yazdırdı. Ve istediğim tek şey: ‘hikayelerde’ seni bulmaktı. Bulabildim mi? Aradım. Aramadığım tek bir gün olmadı, yemin ediyorum sana: tanrımıza… Tengri şahittir!

Başka dönemler geçti, okulda, bahçelerde, bir kantin kuyruğunun üçüncü sırasında ve bakışıp, uzun sustuğumuz zamanlarda. Dönemlerimizi harcadık en sonunda. Bitti ilkokul. N’oldu? Ben dünyanın en şanslı insanıydım ya, sürüyordu bu. Seninle aynı lisedeydik, sonsuzlukta yeşeren kız. Anlayabiliyorsun değil mi? Şiirlerimin kızıyla, seninle: aynı lisedeydik. Her sabah  göremediğim seni, doğrudur. Nitekim gözlerime girmek istediğin zaman da kovmadım. Kabul ettim, yalnızlığın için güç bulabilme telaşını. Arkadaşların var sanıyordun, yoktu. Öğretmenlerin var sanıyordun, yoktu. Biliyordun ya, bütün bu eğitim-öğretim safsatası, daha geri zekalı gençler yaratılmak üzere programlanmıştı. Okutulan dersleri, anladığını düşünmüştün. İlk defa bir sınavdan tam puan almıştın. Gördüm seni, vücudunda güller açtırabilen kız. Takdir almıştın bu sefer… Ah, ne mutlu olmuştum ama. Ben hep şendim.

Sen dalgalı idin… Sarsılan, ağlayan, sevinen: nihayetinde, kaskatı, bütünüyle genç. Şairaneydin!
Tenezzül etmemeliydin, şiir yazmaya. Çünkü sen şiirin kendisiydin.

yani şimdi görebildiğim sende
bir yaz anısı gibi sıcak değil
ve hüzünlerin göğe çıkması gibi
savrularak gitmesi değil
yani şimdi anlayabildiğim sende
bir kucak dolusu kediler gibi değil
hiç olmamış omuzların yastığı değil
bütünüyle bir hınç davasıdır
seslerin yaşattığı bir şiir olmalı
gönüllerin anladığı bir şiir olmalı
zamanın üstüne çıkmış bir şiir olmalı
ve sen o şiirde yaşamalısın
belki o zaman
tekrardan anlayabilirsin o sevdaları
ve o sevdalardan oluşmuş çağları

 (gece yarısında hüznü ile konuşurken, bir adam.)


Paylaş

Etiketler: Geceyarısı, Hüznümün İzinde, sana yansıdığ,ı ıssız bir gecedeyim, düşlerim

deren_25

Üyemiz, Boğa Burcu 37 Yaşında, Mesleği: PSİKOLOG,

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu