SU SAVAŞ NEDENİ OLABİLİR - Sosyal Bilimler

SU SAVAŞ NEDENİ OLABİLİR

SU SAVAŞ NEDENİ OLABİLİR

Ortadoğu’nun sıcağında suyun yaşamsal önemi vardır. Aynızamanda su, Ortadoğu’da eksikliği duyulan bir nesnedir. Sadece Ortadoğu’da değil, dünyanın daha birçok bölgesinde eksikliği duyulan bir gereksinim olarak su, yeni çatışmaları kışkırtmaktadır.

Dicle bölgesinde suyun ne ölçüde büyük önem taşıdığını kavramak, Suriye, İsrail/ Filistin, Lübnan ve Ürdün’de yaşanan çatışmaların bölgede yarattıkları tahribatı daha derinlemesine anlamaya yardımcı olacaktır.

Bu bölgedeki akarsuların, Genesaret (Kinneret, Galile) gölünün ve yeraltı kaynaklarının karmaşık bir sistemleri vardır. Bölgedeki kentler arası ilişkilere yukarıdan çok yönlü zengin görüşlü bir kuşbakışı atıldığı zaman, ülkeler arası çatışmaların ağırlıklı nedeninin su olduğu anlaşılacaktır. Sözkonusu çatışmaların en ciddisi, Filistin’in batı Yakası’nda ve Gazze Bölgesi’nde görülenlerdir. Buralarda binlerce Filistinli kendi su kaynaklarını yitirmişlerdir.

Yetersiz yeraltı su kaynakları ve Ürdün Nehri’ne bağımlılık, İsrail ile Filistin arasında olduğu kadar bölgedeki diğer tüm çatışmalar açısından da önem taşımaktadır. Tüm Ortadoğu’da yeraltı suları çok düşük düzeydedir ve bölgenin içinde olduğu politik durum zaten yetersiz olan işbirliğini daha da kötüleştirmektedir.

Ürdün Nehri, Fırat, Dicle ve Nil, Ortadoğu’da bulunan başlıca hassas akarsulardır. Birleşmiş Milletler, iki- üç ülkenin sınırlarını aşan akarsular üzerine yapılacak anlaşmaları belirlemiştir. Sınır aşan akarsular üzerine anlaşma, aynı su kaynaklarını kullanan ülkelerin bunu haksever biçimde paylaşmaları gerektiğinin altını çizmiştir. Aralarında Profösör Malin Falkenmark’ın da bulunduğu bölge sularıyla ilgili tüm uzman kişiler, suyun gelecekte Filistin’de yaratacağı huzursuzluğa dikkatleri özellikle çekmektedirler.

- Aşırı derecede haksız hatalı paylaşım

Su kaynaklarının İsrail ile Filistin arasında ileri derece haksız hatalı paylaşımı, kökleri geçmişe uzanan bir problemdir. İsrail’de Yahudi toplumuna kişi başına 400 metreküp su düçerken, Filistin’de bu kişi başına 100 metreküpün altındadır. Batı Yakası’nın su kaynaklarının yüzde 73’ünü İsrail kullanmaktadır. Bu kaynakların ancak yüzde 17 kadarını Filistin halkı, yüzde 10 kadarını da illegal Yahudi yerleşimciler kullanmaktadırlar. Suyunun asıl büyük kısmı Filistin bölgesinden akıyor olmasına karşın, Ürdün Nehri’nin sularının en büyük kısmını da israil kullanmaktadır.

- Kuyu kazma yasağı

Filistin halkı, İsrail işgali nedeniyle kendi su kaynaklarını ve kaynakları üzerindeki denetimini yitirmiştir. Aslında uluslararası yasalara göre, işgaledilmiş bölgelerin suyunun işgalci gücün kendi toplumu için kullanılması yasaktır.

Bu yasağı çiğnemesinin ötesinde İsrail, Filistin halkına yeni kuyular kazmasını da yasaklamaktadır. Ve eski kuyulara da elkoymakta, bunların sularını da İsrail’de kullanmaktadır. İşgalci İsrail, Filistin halkının eski kuyulardan ne ölçüde su alıp kullanabileceğini tekyanlı olarak kararlaştırmaktadır.

Sözkonusu su problemi Gazza Bölgesi’nde en ağır biçimiyle hissedilmektedir. İsrail bu bölgedeki kuyulardan suyu çekip gittikten sonra, boşalan kuyuları tuzlu sular istila etmektedir. Birleşmiş Milletler uzmanları, Gazza’nın 15 yıl sonra susuz kalacağı uyarısını yapmaktadırlar.

Tarafların su sorunuyla ilgili sorumluluğu bütünselliği içinde paylaşmamaları ve İsrail’in mevcut su kaynaklarını sadece kendi yararları uğruna aşırı biçimde sonuna dek kullanması, bölgedeki su problemini giderek ağırlaştırmaktadır. Filistin’i işgalinin ötesinde İsrail’in Güney Lübnan’da ve Golan Tepelerinde varolan konumu, aynı problemden soyutlanarak ele alınamaz. Bölgedeki suyun yetersizliği ve su problemi üzerine işbirliğinin bulunmayışı, gelecekte sonderece ciddi sonuçlara yolaçacaktır.

- Duvarın gerisinde kalan su

İşgaledilen ve elkonulan Filistin toprakları ile su kaynakları arasında göze batan açık bir ilişki bulunmaktadır aynızamanda. Filistin bölgesini derinlemesine bölen İsrail duvarı öyle hileli inşa edilmektedirki, tüm su kaynakları duvarın İsrail tarafında kalmaktadırlar. Duvarın inşa edilmesinden beri birçok Filistin köyü tüm su kaynaklarını yitirmilşlerdir. Durum en kötü olarak Qukqiliya bölgesinde gözükmektedir. Batı Yakasında 50 tane yeraltı su kaynağı vardır ve duvar çekilirken 200 tane su haznesi Filistinli sahiplerinden kopartılmışlar veya tahrip edilmişlerdir. Bu durum Filistinli köylüler için yıkıcı sonuçlara yolaçmaktadır. Filistin halkının kendi geçimini sağlama olanaklarını ve becerisini yoketmektedir. Bölgedeki Filistinli köylüler yılda 2 200 ton zeytinyağı, 50 bin ton meyva ve 100 bin ton sebze üretmektedirler.

Su sorunu Filistin halkı için özel dikkati zorunlu kılmaktadır. Su kaynaklarının İsrail ile Filistinliler arasında haksız çarpık paylaşımı, sadece Filistinli köylüleri etkilememektedir. Sözkonusu haksızlık tüm bölgenin yeraltı su kaynaklarının azalmasına neden olmakta ve bölgeye egemen iklimle uyuşmayan bu durum, ileride daha da azalacak su kaynakları nedeniyle çok kişi tarafında umut edilen barışı tehdit etmektedir.

Broderskap, Nr 10, 30 Mart 2006 www.broderskap.se

İsveççeden Türkçeye çeviren: Yusuf Küpeli


Paylaş

Etiketler: Su Savaş Nedeni Olabilir

afflicted_

Üyemiz, Yengeç Burcu 45 Yaşında, Mesleği: ,

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu