
-
Geri Dönmeyenlere...
Sosyal Ağ Paylaşımı :

 |
|
|
|
Herkesin AŞK?a dair söyleyeceği ve yazacağı bir şeyler vardır elbet. AŞK denildiğinde çoğunuzda bir gönül sızısı vardır. O sızıyı tarif etmekte zordur ancak o sızıyı hisseden ve yaşayan bilir. Eğer hissettiyseniz bu yazıda kendinize dair birşeyler bulacaksınız. Aşk herşeyden önce birini sevmek değil midir? Hemde deli gibi. Onun için neleri feda etmessiniz ki. Onun için neleri göze almassınız. Hayattaki özgürlüklerinizden, kurallarınızdan, ailenizden, dostlarınızdan, değerlerinizden anlayacağınız herşeyden onun uğruna vazgeçersiniz. Sanki hayatta ondan başka kimse yokmuş gibi. Her anınız o. Akşam yatarken aklınızdaki, sabah kalkıncada yine aklınızda o. Attığınız her adımınızda, yüzünüzdeki her tebessümünüzde, kısacası hayatınızda. Onun sizde nasıl bağımlılık yaptığının farkına bile varmadan aldığınız nefes bile o. Artık gözleriniz başkasını görmez, en güzelide olsa istemezsiniz. Çünkü siz zaten ona aşıksınız. Artık o herşeyde kullandığınız mantığınızı kullanamazsınız. Aşık olmadan evvel herkese mantık naraları atarken, aşık olduktan sonra mantığınız duruverir birden. Çünkü ?Aşık olmak mantığını kullanamamaktır.? Herkese çevrenizde bağırıp çağırabilirken sevdiğiniz insanı kırmamak için elinizden gelen tüm gayreti gösterirsiniz. En asabi hallerinizde bile onun yanında sakinleşirsiniz. Onun için zamanla yarışırsınız. Sizin için bir dakika bile çok önemlidir artık. Onun yanına gidene kadar geçmeyen zaman, onun yanında bitiverir birden ve zamanı durdurmak istersiniz. Aşkın ilk günleri tarif edemezsiniz duygularınızı, gözlerinizin içi parlar. Sizi tanımayan insan bile anlar aşık olduğunuzu. Hiçbirşeyi, hiç kimseyi takmazsınız, yarını düşünmezsiniz. Kimsenin sizi anlamasını, size hak vermesini beklemezsiniz, çünkü sizde aşık olana kadar kimseyi anlamazdınız, çünkü bu duyguyu tatmamıştınız. Şimdi ise hiç olmayacak aşklara bile olacak tarafından bakıyorsunuz.
Yani aşkla ümit etmeyi öğreniyorsunuz. Aşkla savaşabilmeyi öğreniyorsunuz. İnsanlara meydan okumayı öğreniyorsunuz. Aşkta fedakarlık yapmayı öğreniyorsunuz. Aşk bir büyü gibi anlayacağınız. Biranda sihirli bir deyneğin size değip hayatınızı değiştirmesi gibi birşey. Hiç bozulmasını istemediğiniz bir büyü. Aşk güzeldir taki bittiği güne kadar. Herşeyin güzel gittiği bir anda biter ve tarif edilmez bir acı çekmeye başlarsınız. Anlamsız gelir hayat, artık gülmek istemezsiniz, durup dururken gözleriniz dolar, engel olamazsınız gözyaşlarınıza, kendinizi anlayamazsınız.
Senden sonra karamsar oldum ve Umutsuzluk oldu zaman zaman hayatımda. Oysa gidişindi umutsuzluğum ve yokluğundu karamsarlığım. Tıpkı varlığında umutluluğum gibi. Senden öncesi ve senden sonrası oldu hayatım. İkiye ayırdım hayatımı. Öncelerimle ve sonralarımla çakışır oldum. Çelişki yarattı yokluğun, savaştım senden öncesi ve sonrası ile. Oysa hayat çelişkilerle doluydu zaten. Ve çelişkiler değil miydi nice sevdaları bitiren? Ve nice insanın umudunu yitiren... Umut ki yaşamın tek tutunacak dalı değil miydi? Ve nefes alınmıyordu umutlar olmadan. Nefesimdin, gidişinle bitti nefesim. Yaşama kaynağımı almış oldun gidişinle. Gidişin sana hiç yakışmadı, Hiç hakkıyla olmadı. Sen ki herşeyi, her işi hakkını vererek yaparken yapamadın bu gidişi, olmadı. Yakıştıramadın kendine. Sessiz ve sedasız. Sana göre değildi bu gidiş, sesli olmalıydı. Kapıyı çarpıp gitmeliydin. Ama sen... Her ayrılık bir hüzün bırakır insanın içinde ve o hüzünler büyütülür bir çocuk gibi. Ve yıllar hüzünlerle birlikte olgunlaştırır insanı. Acılar hayata sarılmayı öğretir, ve yaşadığın her acıda hayata tutunmayı öğrendiğini yıllar sonra anlarsın. Ben gidişinle ayakta kalmayı öğrendim, ben gidişinle hüzünlerimi büyüttüm bir çocuk gibi, o çocuk ki, kocaman oldu şimdi. O hüzün ki, acılara kanat germeyi öğretti. Hayata meydan okumayı. O hüzün ki, umutları yitirmemeyi öğretti. Hala gelir ümidiyle kaldığım gibi umutlu kalmayı öğretti. Hüzünlerimi büyüttüm, sanki varmışsın gibi, umutları sevdim. Kaybetmeyeyim diye tutundum şimdi umutlara. Yokluğun karamsarlığım olsada, umutlarımla tutunmayı öğrendim. Ve senin öğrettiklerinle ve gidişinle ne kadar güçlü olabildiğimi anladım. Evet gidişin karamsarlığımdı ama umudum oldu gelmeyişin.
Hep benim ol, durmadan benim ol istiyorum.
Günün her saatinde ve ölünceye kadar benim ol.
Beni seviyor musun evet mi?
Öyleyse söyle kimdi o? Yanındaki kimdi?
Nereye gidiyordunuz?
Seven zalimdir biliyorsun aşk egoisttir.
Sen zalim olma!!
Anlamıyorsun! Anlamıyorsun!..Biraz anla beni..
Sana sitem etmeyeceğim artık bütün suç benim!
Seni bu kadar çok sevmemeliydim.
Şu köhne ve utanmaz dünyada ne bir kimse bu kadar sevilmeye değer ne de bir kimsenin bu kadar sevmeye hakkı vardır.
Kendimizi ne sanıyoruz? Biz neyiz ki?
Sus cevap verme teselliye ihtiyacım yok!
Seni bu kadar sevmenin cezasını
KENDİME ÖDETECEĞİM
GÖRECEKSİN...!
Konuya Ait Yorumlar
Şu an yorum yazılmamış!..
İlginizi Çekebilecek Konular |
Başlık |
Ekleyen |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum Gönder