
-
Sana...
Sosyal Ağ Paylaşımı :

Seni nasıl sevdiğimi mübalağa yaparak sanatlaştırmayacağım sevgili. Veya deniz ile sonbahar sonrasının hüznüne gebe gözlerini anlatmayacağım. Sana, bir tek bakışımı; her telefon açışımda kalbimin o delirircesine çarpışını; veyahut adını öper gibi dudaklarımla sarmayalayışımı yazmayacağım. O kadar türkçeye çevirmedim hislerimi sevgili. Ve sana haksızlık edemem.
Gündüzlerin aydınlığı ne kadar anlamsız ve boşsa benim seni sevdiğimi anlatmam da o kadar anlamsızdır. Blake'in bir mısrasıdır beni böyle mahsun kılan: ' Ancak söylenmemiş aşklar aşktır.' Sana, 'Seni seviyorum' derken o anki hislerimi anlatmıyordum sevgili. Geçmişimi seriyordum gözlerinin önüne. Çocukluğumla yürüyordum sana. İlk sözcük olarak adını doluyordum dilime. Ve 'Seni seviyorum' derken geleceğimi seriyordum huzuruna sevgili. Yaşanmamış ne varsa hepsi sendin sevgili. Yaşanacak olan herşey sana dairdi. Sen o hislerin bütünüydün sevgili. 'Seni seviyorum' sözündeki yüklemdin sen. Yani 'Seviyorum' cümlesinin kendisiydin. Bense sendim. Sevmek, sevebildiğin kişi olabilmelerin tümüydü sevgili...
Sana her seni sevişimi söylediğimde esasında söyleyemediklerimi sana anlatıyordum. Her 'Seni seviyorum' deyişim o hislerimi anlatamayışımdan başka bir şey değildi. Hisler anlatılmıyordu sevgili. Sadece paylaşılıyordu. O hislerimin yani sana dair olan hislerimin akrostişiydin sen. Başına ya da sonuna değil, tamamındasın sen.
Neden sever bir insan başkasını? Ben seni neden seviyorum sevgili? Seni diğer insanlardan ayıran ve özel kılan özellik nedir? Aynı şeyleri sevmelerimiz mi? Sanmıyorum. Örneğin sen basit şiirleri; bense soyut şiirleri seviyorum. Sen çocukları; bense çocuk olmayı seviyorum sevgili. sen şiir okumaktan inanılmaz bir haz alırken, bense kendi yazdığım şiirleri okumasını bile sevmiyorum. Hayata bakış açılarımız mı bizi birbirine çeken? O da değil sevgili.. Bizi birbirimize çeken yalnızlıklarımızdır sevgili. Dikkat ettin mi yanyanayken sustuğumuz anlarda bile ne kadar çok şey paylaşabiliyoruz. Biz birbirimiz yalnızlığıyız sevgili. Zaten sevmek iki kişilik yalnızlık değil midir?
Belki sana göre çok gencim ya da ne bileyim işte, daha toyum. Ama aşkım senden daha olgun sevgili. İçimde taşıdığım o aşkın ağırlığıdır beni hatalar yapmaya sürükleyen. Ya da seni kırmalarım seni özlemelerimin bütünüdür sevgili. Yanlış olan sana duyduğum hisler değil. Asıl yanlış olan sana uzak olma zorunluluğum.Bir kere telefonda ağlamıştın hani. O zaman yanında olamadığım için kendimi nasıl lanetlemiştim biliyor musun? Başını o an göğsüme yaslayıp, gözyaşlarını ellerimle silmek vardı. Sana o sevdiğin şarkıları fısıldamak vardı. ' Seviyorum seni. Ekmeği tuza banıp yer gibi. Geceleyin ateşler içinde uyanarak, ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi...' Ama olamamıştım sevgili. Ve sen telefon diğer ucunda ağlıyordun. Biliyor musun telefonu kapattıktan sonra ben de ağlamaya başladım. Hiç düşündün mü senden neden kaçmak istediğimi? seni tehdit etmek ya da duygu sömürü yapmak için değil. Bunlar sadece canım sevgilim benim sana dokunamama sonucunda kendime çektirdiğim azaptı.Kendi kendime mitolojiler yaratıp çile çekerek sana ermeye çalışmalarımın bütünüydü sevgili. Seni olmadığın biçimlerde ya da kendi tanımladığım şekillerde düşünmüyorum sevgili. Bu sana büyük haksızlıktır. Kendinden kaçmalarına neden olan o seni seviyorum ben...
Şimdi anlıyor musun sana neden 'Özlem' ismini taktığımı? Bir defter doldurmuştum senin için. Hatırladın mı? Hani Kıbrısta askerlik yaparken her gün adını bilmeden ama cümlelerinin sıcaklığını ve senin İstanbul sonbahalarını yaşayarak defalarca sana yazılar yazdım. Hala da yazıyorum. Özlemek sevgili ile öz-leşmektir. Onunla özdeşleşmektir...
Aşk iki kişilik bir sırdır sevgili. 'Seni seviyorum' derken ben sana gizleniyorum. Ben sana giz-leniyorum. Asırlardır benliğimde taşıdığım bu sırrı seninle paylaşıyorum. Ve izin ver bir ömür boyu sende gizleneyim.
Sende giz-leneyim.
Seni nasıl sevdiğimi mübalağa yaparak sanatlaştırmayacağım sevgili. Veya deniz ile sonbahar sonrasının hüznüne gebe
gözlerini anlatmayacağım. Sana, bir tek bakışımı; her telefon açışımda kalbimin o delirircesine çarpışını; veyahut adını öper gibi dudaklarımla sarmayalayışımı yazmayacağım. O kadar türkçeye çevirmedim hislerimi sevgili. Ve sana haksızlık edemem. Ama bildiğim tek şey var sevgili. Senin ve aşkın aynı yaşta olduğunuz ve aynı kişiler olduğunuz. Mecnun'un Leyla'da; Kerem'in Aslı'da; Ferhat'ın Şirin'de; Tahir'in Zühre'de; Romeo'nun Jülyet'te ve Abelardus'un Heloise'de yaşadıkları hüsranın tek nedeni seni yaşayamamış olmalarıdır.
Ve şimdi beni aşka terkedip gideceksen eğer sna dokunduğum anlarda tüm benliğimi ve ruhumu kaplayan o derin hazzı al. Gözlerine her bakışımda gözlerimi kaplayan o feri söndür. Dudaklarına dokunan dudaklarımı mühürle. Sana, seni sevdiğini söyleyen dilimi lal eyle. Ve seni unutmamak için benimle savaşacak olan şairliğimi al da öyle git sevgili.
Ama unutma ki seni her zaman seveceğim.
***** NET'ten *****
Konuya Ait Yorumlar
Şu an yorum yazılmamış!..
İlginizi Çekebilecek Konular |
Başlık |
Ekleyen |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum Gönder