
-
Hayat Bir Düş!
Sosyal Ağ Paylaşımı :

"Hayat bir düş, bir gün düşeceğiz toprağa. Ve hayat denen bu düşten, uyanacağız ilk kez.."
Son zamanlarda ben de takıntı oldu hayat....nerden takıldım kaldım, nasıl bu kadar kendimi kaptırdım bilmiyorum. İçimde bir yerlerde sürekli çağlayan birşeyler var, nedenini bilmediğim.. Belki de takılıp kalmamdı bir yerlerinde hayatın, kimbilir? Belki de hayatın kıyısında bile olmamamdı.
Peki, nedir ki hayat? Sözlük anlamına baktım geçenlerde. Şöyle diyordu H harfinin hayat yazan o gizemli bölümünde. Hayat- canlıların doğumdan ölüme kadar etkinliğini sağlayan olguların tümü, yaşam. Ne garip değil mi, etkinliğini sağlayan olgular diyor hayat için. Ne etkinliği, kim belirliyor bu etkinliği, bizler mi...hayat mı? Hayat bu etkinliği yaşamamız için fırsatlar sunuyor, biz o etkinlikleri bize hayatın izin verdiği ölçüde yaşayabiliyoruz. Yargılayamıyoruz hayatı. Devasa hayatın karşısında bizler neyiz ki? Ufacık, önemsiz toz zerrecikleri. Üflese üzerimize hayat, dağılıp gidiyoruz kendi yarattığımız minicik dünyalarımızda. Çok da umurunda değiliz hani. Çırpındıkça yarattığımız girdabımızda yok ediyoruz kendimizi. Oluruna bırakınca da o devasalığın içinde yitiyoruz, kayboluyoruz. Aslında hiçbirşey yapmamakla, bir şeyler yapmak arasında da pek bir fark yok gibi.
“Yaşasaydık keşke biz bu hayatı; Ve içinde yalan sevgiler olmasaydı....”
Kimbilir kaç kez hayatın anlamsızlığını sorguladım. Hayat anlamsızsa bu anlamsızlığın bizi neden bu kadar derinden etkilediğini düşündüm. Kaç kez kelimelerin altında aradım bu anlamsızlığın cevabını. Hayatın anlamsızlığına kendi anlamsızlığımı da katıp iyice bölündüm sonraları. Ne çok cevapsız soru vardı aslında.
Bir zaman geldi cevap aramaktan vazgeçtim.
Kapat perdeleri !
Kapat ki, yalnızlığın başlasın...
Ürkme !
İyidir insanın kendi kendine kalması.
Alışmalısın...
(Okan Savcı)
Yalnızlık ürkütücü gelir çoğu insana. Öyle değildir oysa. Kalabalıkta boğulmak nedir bilir misiniz? Bir hengamede yokolan çabalar, dostluklar, arkadaşlıklar, boşuna yaşanan yıllar, zamansız gidişler, zamansız gelişler, kavgalar, kıskançlıklar ve savaşlar.. ve aşk. İçlerinde en sakini gibi görünüyor ama aşk da iki kişiliktir. Yalnız değilsinizdir. Sizin dışınızda bir kişi daha girerse kendi ellerinizle inşa ettiğiniz dünyanıza, temelleri sarsılmaya başlar ve ardından yıkılmalar. Tek kişilik yaşamak ne kadar ürkütücü görünse de daha az tehlikelidir. Yani iyidir insanın kendi kendine kalması..
“Yine ve yine yalnızlığımlayım..”
Hayalleri de tehlikeli bulur çoğu zaman insanlar. Gerçeklikten daha mı tehlikelidir sizce hayaller? Kendi istediğin şekilde bir dünya yaratmak, hayatın etkinliği sağlamak için yarattığı olguları hiçe sayarak, kendi olgularını kendin yaratman daha mı tehlikelidir. Şöyle sormalıyım belki de, mutluluğun kendi ellerindeyse ve bunu hayallerinle sağlayacaksan bunu bir tehlike olarak görmek nasıl bir inanıştır. Bu kadar mı korkuyoruz mutluluktan, bu kadar mı yozlaşmış, katılaşmış yürekler ve beyinler. Laf aramızda beni de tehlikeli görüyorlar... hayallerimle yaşadığım için tehlikeli diyorlar bana. Daha da açığı deli diyorlar.
Biliyor musunuz, hayallerimde herşey mavidir benim. Denizlerin rengi, düşlerimin rengi, umudumun rengi, hayatımın rengi... bu yüzden denizlere baktığımda, ya da bir hayal kurduğumda, bir umudum olduğumda kendimi seyreder gibi olurum. Daha az acı vardır benim tek kişilik dünyamda. Peki bu beni tehlikeli mi yapar. Hırsları yüzünden birbirlerini katleden insanlardan daha mı tehlikeliyim ben? Hiç anlayamadım insanları, tabi onlar da beni :) hani çok da önemli değil beni anlamaları... çok zaman önceydi, ama ne kadar zaman önceydi hatırlayamıyorum, bıraktım insanlara kendimi anlatmaktan.
Sevmesem de bu hayatı, sevmesem de yaşamak zorunda kaldığım dünyayı, ben kendimi seviyorum. Yaşamak zorunda olduğumuz bu hayata bazen yüksekten bakıyoruz, bazen de hayat bakıyor bize yüksekten.. Ve hayat herşeye rağmen devam ediyor. Bizler de yaşayıp gidiyoruz işte, bazen kıyısında bazen de tam orta yerinde..
Kaderci değilimdir.. aslında insan, alnına yazılmış kaderini, kendi belirler yine yaptığı seçimlerle. Ve belirlediği bu seçimlerle yaşar yine kendi kaderini. Karmaşık değil mi? Kaderi ve hayatı karmaşık yapan bizleriz farkında olmasak da... Aslında düz bir mantık çizgisindedir kaderle hayat. Hayata hangi boyuttan bakmak istersek odur bizler için hayat
Sorgulamak ona karşı yapacağımız en aptalca hata... Bir başlarsa beynindeki sorgulama mekanizması sen yitip gidene kadar devam eder.. ve bir bakarsın ki kıyısında bile kalamadığın hayat çemberinin tam dışında kalmışsın... Bir düş olan hayattan toprağa düşerek uyanmışsın..
Bu düşten uyanmayı beklemeden, barış mı yapmalıyız hayatla... Umudun bittiği yerlerde mutlaka ama mutlaka yeni umutlara gebe doğmaktadır her yeni gelen gün. Hiçbir ümidim kalmadı bu hayattan derken, yine bir beklenti içinde olduğumuzu kaç kişi anlamıştır acaba? Beklentiler hiç bitmeyecek her ne kadar inkar etsek de..
Her bitiş bir başlangıçtır aslında. Farklı bir mekanda... farklı bir zamanda...
Yeni gelen her günün sizin için umut ve hayatınıza farklı bir bakış getirmesi dileklerimle..
Kalpten sevgi ve saygılarımla...
Konuya Ait Yorumlar
Şu an yorum yazılmamış!..
İlginizi Çekebilecek Konular |
Başlık |
Ekleyen |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum Gönder