
-
Bir Salkım Üzüm (bir Sana Bir Bana)
Sosyal Ağ Paylaşımı :

Hava kararmakta, aklım sende susamıştım , dün gece bir salkım üzüm yedim . Bir tane bana , bir tane sana .. Dalından yeni kopmuş bir Marmara akşamında . Tanelerine dokundu parmaklarım , dalıp gitti gözlerim boylu boyunca .
Yoktun , dudaklar boş … Bir sahil göğe kavuşmuş . Gökyüzü şarap rengi ve hava sarhoş … Ağır , ıslak bir akşam çiği üzümün buğusunda . Bir salkım avucumda , tanesi dudaklarda , bir bana bir sana …
Sen seferlerde ben bir başıma . Arda kalmış , ama sahipsiz değilcesine uzanıp , mahmur bakışlarla parmaklarım salkımda . Koparıyorum boyunlarını birer birer sanki yokluğuna sebep gibiler , rengi bende saklı taneler .
Tenim rüzgara açık , yerimden bile kalkmadan parmaklarımın ucunda , dalların arasında adeta ben sallanıyorum salkımlarda . Tenim ürperiyor , bir hayal senin yolladığın , gölgesi üzerime düşüyor ; gece çökmüş ruhun bedenimde üşüyor .
Tane tane , bir bana bir sana mayalanıyor , bağ beni arasına alıp sarıyor . İzler gibi gözlerin , bakışların yılların hancısı beni ağırlıyor . Masa senin masan gözlerim yokluğuna buğulanıyor . Parmaklarım sana dokunurcasına yoluna uzanıyor , ben bağın ortasında sere serpe , sen bağımı bozduğunca . Bir sana , bir bana salkımından kopup , bizi bağladığınca .
Gece dönüyor , yol gösterircesine gidenlere . Ben yorgun akşamdan kalmış . Bir salkım yokluğunda paylaşılmış . Ardın sıra , yolluyorum bende demlenmiş , sana uçtuğunca bir güvercinin ayaklarında dillenmiş . Fısıldasın sana ; bir salkım üzüm yedim dün gece ; biri sana biri bana . Bilesin biri benim , biri senin dudağına ….
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -
Dün gece bir salkım üzüm yedim . Bizim için ; bir sana bir bana .. Bir tane kendi ağzıma bir tanesi senin dudaklarına , Boğazkere miydi yoksa Narince mi yoksa Çavuş muydu er mi salkımın cinsini çıkartamadım dercesine başıboş satırlarda ; dün gece üzüm yedim bizim için demiş yollamıştın hani … Öylesine , bizim için söylediğin .
Ailenin meyvesi aslında üzüm . Aile boyu olup salkım olmanın . Bazen salkım saçak yaz sıcağında ten renginde çekirdeksiz . Üzerinde ; üşümüş damlacıkları bedeninde donmaya yer ararcasına , birbirlerine sokulmuş taneciklerce .
Bazen içlerinde , gebe misali çekirdekleri hafif yumru ; bedenleri çekirdeğin şeklince . Bazen yuvarlak en güzeli gibi yuvarlak , diri , görenin kendinden gectiğince . Bazense içi hafiften geçmekte rengi pişmiş ; artık her kime baka kaldıysa asmasının dalında ona yandığınca , üzümün üzüme karardığınca .
Ve sen ; biri sana , biri bana derken bu taneciklerden mi söz ettiydin . Ten rengi olup üzeri gençliğin ıslaklığında körpe . Yoksa o değil de biraz tatlanmış olsun , varsın içi zamana uyup göz kenarlarındaki kırışıklarca ardında kalmış olsun zaman , gibisinden bir tanesi miydi sunduğun ; söylemedin ki bana .
Çekirdekleri dilimize dolanmasın , başıboş kalası ağzımızın mayhoşluğunda sulu zırtlak genç işi hani salkımında duramayan koruksu , sesinde çınlayan yaşam kokusu muydu çocuksu ; bilmedim ki ; tüm söylediğin ; bir sana bir bana , bir sana bir bana …
Kabul , bir sana bir bana , bir sana bir bana ama ya hani günün buğusunca ak ve erik çiçeği renginde ve havaya karışan kokusunca olanından ya ondan . Mayalanmadan daha mayhoşluğu , kafamda sarhoşluğu , yaz sıcağında kışı hatırlatan tazeliğinde ve elinin değdiğince …
Şarabın sarhoşluğunca bir bana bir sana zamanın aktığınca , bir sana , bir bana , bir sana bir bana zamana vurduğunca . Muzip , üzüm renginde , körpe ince tenin üzerinde şimdi damlamış damlacıklara dokunur gibi , damarlara karışıp başın döndüğünce ve ak akça çıtır bir tebessümün içime değdiğince ; bir sana bir bana , bir bana bir sana ama dokunduğunda üzüme yan yanaymışcasına ; bağ ortasında yandığınca bir sana bir bana , bir bana bir sana …
Salkımlar boyu karmakarışık saçlarca ve şaşırınca , bir bana bir sana kimin olduğu belirsiz sırasınca ve tüm haksızlığınca ve alçakca akarcasına zaman ; açıldıkça , dokundukça ve içimi titreten bağ bozumunca boylu boyunca .
Parmaklarımın ucunda bir beyaz salkım sen ; ten beyazı üzümü gözlerimden ayırmadan . Dudaklarımda ıslaklığı burnumda parmakların kokusu pervasız bir yaz gecesi . Zaman alçak ; akacak da akacak yer arıyor bulamıyor , yeri dar yelkovan bile oynamıyor . Akrep olmuş an ları gözlerini dikmiş bakıyor ; ama sokmuyor , Bakıyor bir bana bir sana , bir sana bir bana bakıyor , bir bana bir sana , bir bana bir sana bakıyor , bakıyor sonra durmuyor usulca ; yavaş yavaş akıyor ; bir bana bir sana , bir sana bir bana , rüzgar başımda dolanıyor ; bir bana bir sana , bir sana bir bana ; bize dokunuyor ….
AHMET NACAR
Konuya Ait Yorumlar
Şu an yorum yazılmamış!..
İlginizi Çekebilecek Konular |
Başlık |
Ekleyen |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum Gönder