
-
Çimen Kokusu
Sosyal Ağ Paylaşımı :

Çimen kokusu
Günahlar işledim ve doğrusu ya hiç çekinmedim günahtan. Hayata bir borcum
yok artık
diye düşünüyorum, ödeştik onunla. Bana verilen hayatı aldım ve yıllarca
iki demirci
gibi örsümüze yatırıp dövdük birbirimizi, ben hayatı kendime benzetmek
istedim,
hayat beni kendine. Çok insan yitirdim. Şimdi bu taze çimen kokusunun içinden
geçerken yitirişlerin tesellisini kızgınlıkta bulamayacağımı biliyorum,
kızacak
kendimden başka kimse yok, kendime de kızamayacak kadar alıştım artık.
Yaşlı bahçıvanın biçtiği otların taze, yeşil kokusunun içinden geçerken
sanki gizli
bir odanın kapısı açıldı. Artık ölümden korkmadığımı farkettim. Çoktandır
avucumda
biriktirdiğim yumuşak, siyah bir kadife ölüm. Hayatın ışıklarına,
seslerine,
kokularına, renklerine, şarkılarına, şiirlerine o sessiz karanlığıyla
karşı duruyor.
Seviyorum yaşamayı. Vaadlerini seviyorum hayatın. Bu taze çimen kokusunu
seviyorum.
Bir oyun gibi yaşarken hayatı birden biçilmiş otların rayihasıyla gizli
odaların
kapılarının açılmasını seviyorum. Şiirler çıkıveriyor içinden, hiç
tanımadığın
birisinin sesi senin sesine karışıyor. "İnsan ölüyorsa acıdan ölür bir gün
kendine
bir daha uğrayamadığından, koyduğun yerde duramayışındandır hayatın
hatanın dönüşsüz
oluşundandır." Ben acıdan ölmem herhalde, ölürse genç bir şair ölür acıdan,
yıllarını hayatın yokluğa karışmış kısımlarında bırakmış bir yazar sanırım
acıdan
yaşar, oyunlar, oyuncaklar yapar acısından, küçük meleklerin tapınakları
gibi gizli
odalar inşa eder içinde taş taş üstüne kor gibi acı üstüne acı koyarak.
Geçmişe
dönüp bakmam ben. Geçmiş benim kapalı odalarımdadır ve bazen taze çimen
kokularıyla
açılır kapıları. Ve, Birhan Keskin'in mısraları çıkar oradan.
"Bana kanatlarımı bıraktırdılar Bana ihaneti öğrettiler." Işık içinde
yapraklar,
erguvanların altında durduğumda gökyüzü eflatun gözüküyor. Hayatın
kuytularında epey
dolaştım. Galiba gölgeliklerini çekici buldum, oyalandım oralarda.
Günahlar işledim
ve doğrusu ya hiç çekinmedim günahtan. Hayata bir borcum yok artık diye
düşünüyorum,
ödeştik onunla. Bana verilen hayatı aldım ve yıllarca iki demirci gibi
örsümüze
yatırıp dövdük birbirimizi, ben hayatı kendime benzetmek istedim, hayat beni
kendine. Çok insan yitirdim. Şimdi bu taze çimen kokusunun içinden geçerken
yitirişlerin tesellisini kızgınlıkta bulamayacağımı biliyorum, kızacak
kendimden
başka kimse yok, kendime de kızamayacak kadar alıştım artık. "Bir kereye
mahsus
yaşanan her an Kendi hatasını bir daha düzeltilemeyecek biçimde İçinde
barındırır."
Ben, ne gariptir ki "bir kereye mahsus yaşananların" kendi içinde
barındırdığı
hatalardan yaptım hayatımı. O hatalardan zevk aldığımı hatırlıyorum.
Başkalarının
hatalarını affetmekte çektiğim zorluk belki de o hataların verdiği zevki
bilmemdendir. Sevdiklerinizin hatalarından aldıkları zevki affetmek
zordur.
Konuya Ait Yorumlar
Şu an yorum yazılmamış!..
İlginizi Çekebilecek Konular |
Başlık |
Ekleyen |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum Gönder