Anasayfa Sosyal Bilimler HİKAYE ÖYKÜ

-

Baba Nasihatı

Sosyal Ağ Paylaşımı :                                


Uyku sersemliğini henüz atamamıştı üzerinden. Yarı kapalı gözlerle kalabalığı takip ederek tuvalete girdi. Tuvaletten çıktıktan sonra bir sürü benzer otobüsün içinden kendi otobüsünü bulamayacağını anlayınca kısa süreli bir panik yaşadı. Yolcu salonuna girip çayını içen kaptanın yanındaki masaya çöreklendi. Uyku falan kalmamıştı. Garsonun şirketten bıraktığı kim bilir kaç saattir demlenen zifir karası çayın şekerlerini atıp karıştırırken, bir yandan da son olayları düşünüyordu. Kaptanlar yolculardan ayrı bir
bölmede yardımcılarıyla çaylarını içiyor, gideceği zaman anons ettiriyordu. Bir gözü kaptanda olmakla beraber yeni mola verdikleri için daha zaman olmalı diye geçirdi aklından.

Otobüse nasıl bindiğini hatırlamaya çalıştı hafızasını zorlayarak, ayrıca nereye gittiğini de. En son hatırladığı şehirlerarası garajın önünde taksiden indiğiydi. Takside uyuduğu için nerde ve nasıl bindiğini de hatırlamıyordu. Hatırladığı tek şey taksi şoförünün bol hayır dualarıydı. Demek ücretin üstü
kalsın demişti ki kim bilir kaç lira vermişti. İçinden -bir garibanı sevindirdiği için- kendini tebrik etti. Aklına gelince elini cebine atıp paralarını saydı. Yeteri kadar olduğunu görünce öz güveni arttı. Aklına gelince elini cebine atıp paralarını saydı. Yeteri kadar olduğunu görünce öz güveni arttı. Hareket edecek arabalar anons ediliyordu ama nereye gitmekte olduğunu bilmediğinden şoförün kalkmasını bekliyordu. En sonunda şoförü takiben arabaya geldiklerinde ön camdaki tabeladan gitmekte olduğu şehri de öğrendi.

Cam kenarındaki yerine geçmesi için yol arkadaşının kalkıp yol vermesi gerekti. İri yarı dazlak kafalı 45 yaşlarında gösteren, traşlı ve iyi giyimli bey ismini söyleyerek buyurun dedi. Demek diye düşündü adımı söyleyecek kadar muhabbet etmişiz. Teşekkür ederim, size zahmet verdim demek istedi ise de şaşkınlıktan tek kelime çıkmadı ağzından. Aslında anlaşılamayan boğuk sesler çıkmadı değil. Yerine oturunca koltuğu biraz geriye yaslayıp gözlerini kapadı. Böyle yaparak önlem aldığını zannediyordu. Ama
Yol arkadaşı ısrarlıydı konuşmak için. O şehirde kaç yıldır oturduğunu sordu,ne iş yaptığını sordu,evli olup olmadığını sordu, çocukların olup olmadığını sordu, eğitimini sordu, sordu da sordu. Kaçamak cevaplar adamı tatmin etmeyince açıklayıcı ek sorular sordu. Sonunda uyumak istediğini söyleyerek yol arkadaşının iznini rica etti. Otobüs gecenin karanlığını yara, yara varış noktasına doğru ilerlerken adam hala olayları hatırlamaya çalışıy

Sarhoşluğu yavaş, yavaş kayboldukça bazı şeyleri de anımsamaya başlamıştı. Gittiği istikamette bir yıl önce ara verdikleri evliliğin ürünleri çocuklarının da bulunduğunu zaten unutabilir miydi ki. Zihnindeki sarhoşluğun verdiği kara noktalar aydınlanmaya başlamıştı. O gece çocukluk arkadaşı ile fe-lekten bir gece çalarken söz ister istemez ikisinin de mutlu olamadıkları evliliğe gelmiş, çocuk özlemi hortlamıştı. İki taraf ta mahkemeye verip evliliği sonlandırma kararını uygulayamıyordu. İçkiye başka bir meyhanede devam ederken konu aynı mevzuu üzerine devam ediyordu. Arkadaşının ısrarını bahane ederek dünden razı olduğu evliliği tekrar denemeyi kabul etmiş, barışmak ve çocuklarını görmek üzere
büyük şehre gitmek için otobüs garajına gelmişlerdi. Otobüsün kalkma vaktine kadar da terminal lokantasında demlendiler. Arkadaşı onu yerine oturtup aşağı inene kadar uyumuştu bile. Bu uyku ipleri kopartmıştı. Bir sene önce iflas edip ücretli çalışmasını mı hazmedemedi eşim diye çok düşünmüş ama
aralarında ki gerginliği, iletişim kopukluğunun nedenlerini bulamamıştı. Flört ederek evlenmişlerdi. O günlerden bu günlere nasıl gelmişlerdi. İki çocuk büyütmek bir ayrıcalık istiyordu da farkına mı varamamıştı. Evlilik günü, yaş günü, doğum günü, anne olduğu günler dahil hiçbir özel günü unutmamıştı.
İlk hamileliğinde görev icabı şehir dışına sık çıktığı için yanında fazla bulunamamıştı.Bu yüzden onu suçluyor olabilir miydi acaba? Peki niye sorunca konuşmuyordu, niye iletişim kurmak istemiyordu. Niyeti neydi. Peki niye mahkemeye baş vurmuyordu. İlk kopmada neden gurur yapmayıp eve dönmüştü. Hareketlerin tutarsızlığı bir karara varmasını engelliyordu Çocuklarının dayanılmaz özlemi bu evliliği kurtarmaya yetecek miydi .Bu sefer de dönme sırası bende diye kendini teşvik ediyordu.
Evlilikte iki tarafta erki elinde bulundurmak, biri diğerinin üzerinde tahakküm mü kurmak istiyordu da flört zamanında ki sevgi, saygı, itina, özlem yerini sürtüşmeye bırakıyordu. Atılan imzalar birbirlerinin sahibi olduğu duygusunu mu yaratıyordu. Aslında atılan imzalar iki tarafında mutlu bir evlilik sürmesi için üstlerine düşen görevi yapacaklarının kabulü değimliydi. Zor zamanında eşinin onu terk etmesini henüz ne zihninde ne de vicdanında makul bir yere oturtamaması ileride yeni huzursuzlukların kaynağı olabilirdi. Çocukların huzursuz bir aile ortamında büyütülmesinden daha kötü ne olabilirdi. Bu gerginlik son bulmadıkça çocukları da etkilemesi kaçınılmazdı. Şehre varır varmaz kayınpederinin evine gitti. Gayet iyi karşılandı. Çocuklar babalarının kucağından inip başına çıkıyorlardı. Bu manzara bütün aileyi etkilemiş ve iyice yumuşatmıştı. Eşiyle konuşmak için çocukları da alıp bir çay bahçesine gittiler.
Çocuklar mutlu oynarken onlarda iletişim kurmaya çalışıyorlardı. Aradan geçen bir yıl ikisini de biraz olgunlaştırmış ve durgunlaştırmıştı. Eşi sadece dinliyor kısa yanıtlar veriyor ama hiçbir fikir açıklamıyordu.
Yeniden denemeye hazırdı ama geçmişin hatalarını bilmezlikten geliyordu. Adam acaba ailesinin yanında kalmak istemediği için mi bunu yapıyor diye düşünmekten kendini alamıyordu. Aynı olayların hemen veya daha sonra tekrarlamayacağını kimse garanti edemiyordu. Adam hayatında olmadığı kadar ayıktı. Adam büyük oğlunun kadın da küçüğün elinden tutarak kayınpederin evine gittiler.

Ya işte oğlum dedi adam bizim ayrılmamızın nedeni iletişim kopukluğuydu. Ayrıca sizleri huzursuz bir aile ortamında yetiştirmek istemedim. Yaşınız küçük olduğu için annenizde kalmanız uygundu. İyi veya kötü birbirinize derdinizi anlatmazsanız sorunu çözme olanağınız olmaz. Eşinle otur konuş ikinizde birbirinizi dinlemeyi öğrenin. İçinize attığınız her şey birikir ve bir gün patlar ki bu patlamadan sonra geri dönüş de zor olur. Hiçbir şeyi içinize atmayın ki sorunlarınızı anlayıp,yok edin.
Benden yanmış bir babadan size bu nasihat.

Konuya Ait Yorumlar

Şu an yorum yazılmamış!..

Yorum Gönder




Güvenlik Kodu

IP Adresiniz : 38.107.179.206

İlginizi Çekebilecek Konular
Başlık
Ekleyen

Son Eklenen Yorumlar

gamze genç - 1 Yorum

çok güzeldi keşke bütün erkeklere böyle ders verecek biriler...

elif - 1 Yorum

harika...

Mehmet - 1 Yorum

Fragmanda gördüğü top atış sahnelerini beğenmeyenler bu nede...

Fırat - 1 Yorum

Darty % 100 Fransız menşei'lidir ve Darty'nin sahibinin kızı...

onur - 1 Yorum

yazınız için Allah sizden razı olsun emeğinize sağlık...

Bölümün En İyi Üyeleri

ogniela
40 yaşında, Akrep burcu.
Puanı: 24600

deryadeniz79
45 yaşında, Aslan burcu.
Puanı: 16680

cicceekk
39 yaşında, Aslan burcu.
Puanı: 11800

afflicted_
38 yaşında, YENGEÇ burcu.
Puanı: 7760

safir
38 yaşında, Kova burcu.
Puanı: 5000

Mail Listemize Katılın

E-Posta listemize katılarak Samanalevi Netkafe gelişmelerinden haberdar edilin.

*bilgilerinizin gizli tutulacağından emin olabilirsiniz.


rockstar
Reklam Alanı

Sizde Paylaşın

Şiirlerinizi, duygularınızı, anılarınızı, hobi ilgi alanı yada yemek tariflerinizi paylaşın.

writte

Edebiyat, düşünce ve duyguların, söz ya da yazı halinde güzel ve etkili bir şekilde anlatılması sanatıdır. Samanalevi Netkafe'de anlatmak istemezmisiniz?

Benide Ekle

Samanalevi Netkafe Hakkında

aboutTürkiye'nin samimi paylaşım ortamıdır Samanalevi Netkafe. Sitemize üye olarak kendinize/şairlerimize ait şiirleri, sosyal bilimler kategorilerinde konuları, yemek tariflerini, kaliteli slayt gösterileri, resimler ve videolar gibi her kategoride paylaşımda bulunabilirsiniz.
YAZIM KURALLARI
Şiirler Teknoloji Yemek

Sponsor Linkler