
-
Pişman Geğilim
Sosyal Ağ Paylaşımı :

Adı bende saklı şehre çöktü yine yalnızlık. GİTTİN ya… nereye baksam, nerede otursam, kimle beraber olsam, her şey ama her şey SANA benziyor. Karanlık sokaklar, odalar… Alıp başımı gitmek kör,sağır ve dilsiz yaşamak, kuşanıp sevdanı, dağlar dolanan yollara düşmek HEVESİM… Ama BEKLE dedin ya! Her gecenin ardında mutlaka aralanır gün ve senin sevdanla-hasretinle YÜREĞİM bilenir. Gerçekten SENSİZLİK diye bir şey varmış…
Ve bu gün nedense daha bir yoğunsun. Dışarıda hava soğuk. Pencereden görünen güzellikler, nefesimden çıkan BUĞU o güzellikleri örtmese belki biraz rahatlayacağım ama başaramıyorum… Çünkü aldığım nefesle içime çekip, verdiğim nefesteki BUĞU ile seni çiziyorum pencereye, istemesem de verdiğim her nefes seni gözlerimin önüne çiziyor ya, işte bu gerçekten canımı acıtıyor.
Her gün biraz daha yoruluyorum SENSİZLİKTEN. Her gün biraz daha kapanıyor hayat. Bizden ötesi var mı?!? Canım yanıyor. Canımı yakıyorsun ve ben nefes alamamaktan nefret ediyorum. Duvarlarla konuşmaktan ( iki ayaklılar dahil) nefret ediyorum. Halının üzerinde saçının bir telini bulabilmek için uğraşmaktan nefret ediyorum.Kendimi bulamadan kaybetmekten nefret ediyorum. ”ALLAH' ım yalvarırım çabuk bitsin, verdiği sözü unutmasın” diye dua etmekten nefret ediyorum. Yerine bir şeyler veya birilerini koymaya çalışmaktan ve bunu becerememekten nefret ediyorum. Yaktığım her sigarada yaşadıklarımın ve yaşayamadıklarımın duman olup savrulmasından nefret ediyorum. Bazen seni sevmekten nefret ediyorum. Çok canım yanıyor, canımın yanmasından nefret ediyorum…NE OLUR BİR SABAH KAPIM ÇALINSA VE AÇINCA GÜLÜŞÜN İÇİME DOLSA diye düşünmekten NEFRET EDİYorUM…
Sinemaya gidecektik, dökülen yaprakların üzerinde yürüyecektik, mangal sucuk yapacaktım sana,şarkı söyleyecektik (ağrı dağının eteklerini bir daha hiç dinleyemedim), tezgahta bulaşık bırakmıyorum her an gelirsin diye, verdiğin köstekli masamda, senden bir ses geldiği an duracak ama şimdi çok hızlı dönüyor ve saniyenin attığı her tur kalbime biraz daha sert saplanıyor, buna rağmen kaldıramıyorum oradan. Çok canım yanıyor çook…
Kimseyle paylaşamamak yaşadıklarını, yaşamayı hayal ettiklerini, yaşayamadıklarını. Unutmak için çıldırasıya paralamak kendini. Kafamdaki seni öldürsem kalbimdeki sen canlanıyor. Kalbimdeki seni öldürsem gözlerimde hayat buluyorsun. Hadi onu da öldüreyim desem ciğerlerimde canlanıyorsun. Aldığım nefesi bırakmayayım diyorum hep orda kal diye, ama nafile… YİNE, YENİDEN CANLANIYorSUN HER NEFESTE!…
Şimdi sen dedin ya bana “ UNUT ” diye… Bunu yapamıyorum işte. Her biten gün hayaline daha bir sıkı sarılıyorum ve inan bu elimde değil.Yerine koyamıyorum hiçbir şeyi. Hava hep ağır ve sıkıntılı, alışmaya çalıştıkça özlem artıyor, özlem arttıkça ÖFKEM artıyor, öfkem arttıkça daha bir sıkı sarılıyorum hayaline bundan ne kadar nefret etsem de engel olamıyorum. VURGUN yemek gibi… deniz dibini gördün mü hiç bilmiyorum ama muhteşemdir. SESSİZDİR ama gördüğün renkler gözlerini patlatırcasına açman ve hiçbir ayrıntıyı kaçırmaman için zorlar seni. İşte sende yaşamak da öyleydi benim için. Belki bütün renklerini göremedim ama gördüklerim denize aşık birinin birden su üstüne çıkmak zorunda kaldığı için yediği VURGUN gibi... Senden çıkmamı isteyerek hayatımın VURGUNUNU YEDİRDİ BANA! Elimden aldı seni ve renklerini, yedirdiğin o vurgun. Canım yanıyor CANIM! Canımı yakan CANIM! Canım çok yanıyor kime haykırayım bunu! Senden başka CANIM mı var?!?
Artık gitme diyemeyeceğim, zaten diyemedim de. Her şeyi yanında götürdün, anılarımı-umutlarımı son şansımı… Yetmedi SEVGİMİ de almaya çalışıyorsun koparak benden. Tek kelime bile söylemesem diyorum ama söylemeliyim. Çünkü çok canım yanıyor CANIM. Aslında pek çok şey var sevdiğim; duyarsızlığı, hoşgörüsüzlüğü ve ayrılığı saymazsak. Bir de neden olduğunu anlayamadan yaşanan vedalaşmaları ( aslında bana yaşattığın tam olarak işte buydu öyle hızlı oldu ki ayrılık, doya doya onu bile yaşayamadım seninle hiçbir şeyi doyasıya yaşayamadığım gibi…) Uzaklara bakardım uysal zamanlarımda, sonra yıldızlara. Ve sen sandığım bir yıldıza “şimdi ne yapıyorsun uykusuz anlarında” diye sordum? Cevap vermedi bana sanki gerçekten sendin, yok yok sendin o! Neden mi? Sende onun gibisin çünkü beni gördüğün halde görmezden geliyorsun! Sebep ne olursa olsun!
Ve şimdi gittin, yoksun! Ama içimdeki melek (eğer varsa) dua edecek sana, bize. Sanırım daha fazla kahrolacağım bu veda saatlerinde, gidişin ölümden beter olamaz herhalde!? Olur mu yoksa? Hangisi doğru bilmiyorum: seni uğurlayıp öylece kalakalmak mı? Yoksa benim sensiz ve sessiz sabahlara uyanmam mı? Bence şimdi git. Yok gitme, yani git de,Hayır-hayır gitme. İçim yanıyor sen nasıl gidersen git. Yok dur! Bir kez daha ve bilmem kaçıncı son kez daha söylüyorum: SENİ SEVİYorUM, SEN GİDERKEN İÇİMDEN HAYKIRDIM ”KUSURSUZ BİR SEVGİ BU” diye, KUSURSUZ BİR SEVGİ BENİM SANA BÜYÜTTÜĞÜM. Sen ne yaşadın gerçekten bilmiyorum, şimdi neredesin, kimlerlesin? GERİ DÖN YA DA DÖNME BEN SENDEYİM, KUSURSUZ BİR SEVGİ BÜYÜTTÜM SANA “ PİŞMAN DEĞİLİM”!!!
Konuya Ait Yorumlar
Şu an yorum yazılmamış!..
İlginizi Çekebilecek Konular |
Başlık |
Ekleyen |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum Gönder