
-
Dağınık Bir Masa
Sosyal Ağ Paylaşımı :

Her akşam bırakıp giderken beynimin içine doluşmuş kelimeleri, arkama baktığımda kalanın sadece beynimde uçuşan kelimeler değil de, dağılmış bir masa üzerine saçılmış evraklar, dolu bir kül tablası, evrak rafında sırasını bekleyen evraklar, yazılmayı bırak açılmayı unutmuş bir ajanda, bu saate kadar çalışmaktan yorulmuş bilgisayar olmadığını farkediyorum. İş mi sadece sanıyorsun hayatımı? Maalesef, hayatım sadece işten ibaret değil.
Daha sabah gözlerimi açtığım anda başlıyor yeni bir gün ve dün akşam kaldığı yerden hayat. Neler yok ki aklımda? Dün gece uyudun mu? Nefretle de olsa aklına geldim mi? Neden böyle, sen orda ben buradayız? Uffff şimdi yataktan çık, bütün sıkıntılar içerisinde, bir de sana ulaşmaya çalışmak, sana dokunmaya çalışmak, seni tekrardan tutmaya çalışmak var. Çalışmasaydım, hayatımı sürdürebilecek kadar param olsaydı, eminim bunu başarabilirdim. Bütün enerjimi seni yeniden kazanabilmek için verebilirdim. Bütün zamanımı seni bir an dahi olsa görebilmek için harcayabilirdim. Bütün benliğimle seni hayal edip, her hücremi sana odaklayıp, doyasıya seyredebilirdim seni.
Ama bugün hazırlamam gereken yazılar var. Bir de şu seçimler çıktı şimdi başımıza. Onlara da vakit ayırmam gerekecek. E birde firmalardan birisiyle toplantı çıkmazsa hiç şaşmam. İşte gitti günün büyük bir bölümü. Eyvahhh!! Matbaaya gidilecek, bunu unutmuştum. Yeni dergi için isim bulmam da lazım. Zaten kabarık bir iş listesi beni bekliyor.
Daha yataktan çıkmadım biliyor musun? Her sabah yaptığım gibi sigara elimde, sensiz yatağın sıcaklığında, sensiz yatağın koca boşluğunda, sigaranın dumanları yükselirken... O ipek gibi yumuşak, çiçek gibi kokan saçların aklıma geliyor bunca düşünce arasında. İşte günün ilk kurşununu yedim. Hasretine hasret yüklerken bu düşünceler içerisinde saatin 'Hadi lann, kalk saat dokuz oldu. Millet iş başı yaptı sen....gibi yatıyorsun' dediğini hisseder gibi fırlayıp yataktan banyoya atıyorum kendimi.
Ilık suyun bedenimi uyuşturmasını o kadar çok istiyorum ki.. Alsın götürsün istiyorum. KADİR'den, benden tek bir parça dahi kalmasın. Her süzülen damla, senden, benden kocaman bir parça alsın, götürsün. Musluğu kapattığımda, bedenimden süzülen son damlalar bana yeni bir kimlik versin, banyodan adımımı bambaşka biri olarak atayım. Her seferinde de olmuyor biliyor musun? Bomboş evin içerisinde, ilk adımımda yeni bir dünya, yeni bir hayat, yeni umutlar beklerken, kaldığı yerden devam eden hayatın, dünyanın içinde buluveriyorum kendimi. Ve yine olmayışın, benim için hayatın en büyük eksiği.
Yine aynı koşturmacanın içine girmeden önce üzerime geçirdiğim çullar, senin bakışını hatırlatıyor. Öyle bakmıştın ki, öyle bakmıştın ki bana, beni benden aldığın, aklımı karıştırdığın, yüreğime kızgın demirler sapladığın o an geliyor aklıma.
Bir oyun gibi gelmeye başladı bana. Ben geliyorum, sen yoksun, sen yoksun ben varım. Saklambaç. Değişik biraz, hep saklanan sen, seni bulmaya çalışan ben. Evde yoktun; işe geliyorum yine yoksun. Telefon açıyorum, ordasın sanıyorum... Karşıma çıkan başkası. Neredesin? Ya da varsın, ama benim olmayan birisi. Başkasına ait.
Ofisten içeri girip, işin içine daldığımda gittiğini sanıyorum. Biliyorum ki, sen bendesin, ben? Ben senle bütün olmuşum. Sanki ben sen olmuşum. Bunu başka türlü anlatamam. Hep sen, hep sen, hep sen... Her yerde sen...
Bilgisayarda, dosyaların arasında, yolda yürürken, dolmuşta bir yere giderken, metroda, toplantıda, okuduğum kitapların sayfalarında... Her yerdesin. Neden olmasın ki; çünkü sen bendesin! Seni söküp atamadığım en derin yerdesin. Seni içime öyle bir almışım ki, seni içime öyle sığdırmışım ki, dünümü, bugünümü, hatta olmayan yarınlarımı bile sarmışsın. Sen bana sarılmışsın, ben sana... Sıkıca.
Konuya Ait Yorumlar
Şu an yorum yazılmamış!..
İlginizi Çekebilecek Konular |
Başlık |
Ekleyen |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum Gönder