
-
Yokolan Ve Aranılan Değer ; Vefa
Sosyal Ağ Paylaşımı :

Hayat bu!. O şehirde, bu şehirde kıvrım kıvrım akıp gidiyor. Kimi zaman acı, kimi zaman tatlı anlar, kanamalı duygularımızı uğrak mekan ediniyor. Çırpınışlardasın, koşuyorsun kovalıyorlar, duruyorsun durmuyorlar. Çevremizde her gün defalarca izlediğimiz aynı hareketlilik yahut hareketsizlik. Bu kalem, bu bulmacayı maalesef çözemedi.
Sevmek yasak, gülmek yasak bu ne biçim dünya be arkadaş; duydun mu beni? Duy, duy, duy sakla şifreli gelecek zamana. Çalışırsın, didinirsin, akla hayale gelmeyecekler hayatına gelir neden? Kuşlar özgür, oradan oraya uçuyorlar. Ya biz? Ya (biz'in) içinde ezilmişler. Özgürlüğü kaç adım!... Özgür olmayanlar ne kadar ilkeli ve ahlaklı olur. Bizim başardığımız mucize mi? Folklor bizim hikayemizi de incelese kötümü olur? Yoksa hikayemiz henüz yeni mi başlıyor. Doğruyu söylerken yüzümüz kızarıyor, yalanda neyin nesi? Doğru yapmak, doğru yaşamak birde doğru olduğuna inandırmaya çalışmak. Zor olan doğru yapmak mı yoksa inandırmak mı? Hep dost kanattı duygularımızı, yüreğimizin derinliklerini, depreştikçe yenilgi oldu.
Düşmanın attığı taş bizi incitmez, lakin dostun attığı gül olsa bile bizi incitir. Değil mi ki atılmıştır. Sevmeyi, sevilmeyi bilmeyenler ucube sözler atarken bedenimize, istemiyoruz dostun gül atmasını, dikenleri daha çok acı veriyor bedenimize... Çocukluğumu özlettirdiler bana. Köprü kurardım çocukça sevdalara. Çocukça bakardım dünya işlerine, günlük telaşlara, artık geçmiş bir nostalji, gelecek bir olgunluk. Olgunlaştıkça çoğalıyor sıkıntılar, birbirini kovalayan acılar. Ne düz yol görünüyor ufukta, ne de huzur.
* * *
İlkesizlik ve anlık eskimeler arasında ciddi bir ilişki var. İlkelerin yitirilmesi ile beraber dünyayı değiştirme isteği de bir nebze yitirildi. Artık anlık yeniliklerin, anlık hazların arayışı içindeyiz. Biri bitiyor biri başlıyor. Bir zap'lama ritmi ile geçiyor yaşamlar. Bireyler artık tarihi dönüştürebilecek gücü olan aktörler değil. Ekranlardaki akislerine hapsolmuş durumdalar. Her şey anında tarihe karışıyor. Ölümsüzlük bile anlık. "Ölene kadar" diye yapılan akitler artık yok. İlişkiler ve ortaklıklar, hazlar yitirildiği anda "at bir tekme" diyerek bitiriliyor. Uzun süren dostluklar, her şeye rağmen süren ilişkiler, sadakat, vefa gibi değerler hızla yitiriliyor. Ekranlarda, bir dakikalık reyting uğruna şiddet patlaması yaşanıyor. İnsanların, ekranlardaki görüntüler onları yeterince yerlerinden zıplatmadığı zaman "ay sıkıldım bu savaştan" dedikleri, diyebildikleri bir ortamda, ilkesel olarak, savaşa ve şiddete nasıl karşı olunabilir?
Geçmiş ve gelecek yok. Elimizde hafif bavullarımız, gözlerimizde hiçbir şey için akıtmaya değer bulmadığımız gözyaşlarımız, içimizdeki iskeletin yerini almış olan yay parçasının olanca kıvraklığı ile oraya buraya eğilip duruyoruz…
(I)
Hayat Yaşamayı,
Mutluluk Gülümsemeyi,
VEFA Hatırlamayı,
Başarı Kazanmayı
(II)
Cömertlik olmayınca malın, VEFA olmayınca arkadaşlığın hayrı olmaz
BENDE, VEFAYA AÇ AŞK..,
Sana ulaşmaya çalışıyorum.,
Bir yokluğun yoksunluğun hiçinden.,
Uzanıyorum nafilelere de, amansız.,
Dallarım dibime dökülüveriyor, cansız.,
*
Bir köz attın ki, içime sorma.,
Bütün istifalar ciğerlerimde kesik.,
Hangi yöne assam ya gözlerimi.,
Cümlelere sığmıyor sözlerin.,
İlle de, Sen olmayınca canım.,
Hep o diğer yanım eksik..,
*
Önümde buğulu bir resim.,
Keşke diyebilsem bu sen., İşte bu sensin.,
İstikametime engel, hayata çektiğin restin.,
Tamda ölmeye razıyken., Neden?!
Üzerime seğirtip estin..,
*
Bilemezsin, belki.,
Hedefini delip geçen bakışlarla.,
Ruhumu okşayıp, kaç yerinden kestin.,
Sende ne var bilemiyorum.,
Bende, vefaya aç aşk..,
şiir:M.Sani ÖZEL
Konuya Ait Yorumlar
Şu an yorum yazılmamış!..
İlginizi Çekebilecek Konular |
Başlık |
Ekleyen |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yorum Gönder