Dolaşır Dururmuş Hep Daha

Dolaşır Dururmuş Hep Daha - Galip SERTEL
  • 20 May , 2017
  • kurtpınar
  • 0 yorum
  • Favoriye Üye Girişi Gerekli

Dolaşır dururmuş hep daha bağı bahçeyi Küçükmustafa’da
dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri
ve o yaşlı muhacirin sancılı söylencelerinde
uzaktan yakından bir göç anısı
anlatıp durur Silistre’yi…



Yelkenler iner
demir atarmış Kalealtı’na Osmanlı İnce Donanması
İslâm’ın koruycu duvarıymış bu liman
demirden,taştan,imandan
beyazmış kale duvarları
yosun bağlamışlar şimdi
üşüyorlarmış terkedilmişliğin sığ yalnızlığından
bahtı kara garip zamanlarmış
kızı kızanı ağlar olmuş bir zemheri vakti ikindiüstü
küs düşmüş Tuna’nın sularına Mecid Tabya’nın top sesi
zaman hasım sulara meyletmiş
sular ahir vakte gelmiş denk
Urumeli’nin kaderine kılağılı bir bıçak gibi bilene bilene
vurulmuş bin bir asi mihenk.



“Bir gün, diyor
bir gün Uşumnu alçağında
bir manda kotası üç yaşında
bir kan gölünde yüzse gerek!”
ve sahice olsaymış
“Sahi olsaydı,diyor,o muskaların efsunlu bedduaları
boğardı küffarı bizim Tuna’nın bozbulanık dalgaları!”



Zaman hasım sulara akmış
sular olmuş gözyaşların seli
viran kapılarda dilenip durmuş tufan gibi
amansız göçlerin amaz yeli
duçar olmuşlar uçsuz yollara
yolları sarıp sarmalamış bir katı kasvet
“Oradan,diyor,oradan!”
Tuna yalısından kalkar gelirmiş bu delice hasret
dilinde dilâver dülgerlerin taşlara yonttuğu aşk türküleri
vebalinde kan kardeşlerinin bahtsız kaderi
deli gönlünde bir umut
bir deli umut masmavi
beyaz beyazımsı bembeyaz ak pak bir demokrasi…


“Demokrasi,demokrasi deyip deyip, haykırıp durdular”, diyor
ille velâkin ne balık çıkabilmiş kavağa
ne beklenen huzur inmiş sokağa
ölenler hep ölmüş
gidenler hep gitmiş tek tek basarak
yalanlarmış,dolanlarmış köşe bucak, sinsi sinsi kıskıvrak
rüyalarının nehri Tuna sakinmiş hep öyle
“Bıraktığım gibi,diyor, çocukça mavi”
bülbül yine gül dalindeymiş her seher vakti
yerli yerindeymiş Silistre
bir baş kuru soğanın,bir bayat ekmeğin derdinde…


“Bir dertleri daha var” diyor
bir dert ki dünden bugüne,günden güne aza aza
düşmezmiş dillerden ne handa, ne pazarda…
Oy anam,oy babam!
“Dil yarasıdır,diyor
bir mahşer günü,diyor
soru suali edilir de kalem kalem
ahı tutar seni de ,beni de
anamın babamın dili Türkçem
okutulmuyor bir türlü
bir türlü okutulmuyor güzelim mekteplerinde..”


Ve dolaşır dururmuş hep daha
bağı bahçeyi Küçükmustafa’da…

Yorumlar
Yorum Yaz
Güvenlik Kodu