07.03.2010
Şiir: İbrahim hazini
Sen ve ben
Sen şimdi Mekke’de Kâbe etrafında tavaftasın
Meğer bende Nebevi mescidinde ihyadayım
İkimiz de namaz kılan, kurban kesen kullarız
Allah rızası için nasihat söyleyen faziletlidir
Ne garip! İhtilaflara bünyemizde had kalmadı
Fesat ifşa ediyor da biz birbirimizle fitnedeyiz
Şimşek çakar gibi ömrümüz sayıp geçmektedir
Arkasına şayialar ya da illetli anlar sarmaktadır
İhtiyar bir kadın yüz seneyi aşarak çok yaşadı
Genç bir delikanlının yitirilmiş ömrüne şaşıldı
Geçmiş günlere sorulduğunda gözler dolardı
Verdikleri cevap mutabık ama hayrete sokardı
Geçmişti, sanki bir şey anlamadan uçuvermişti
Aklımızdan bir kaç gün hayal meyal şey geçmişti
Kimseye kalmaz dünya, zaten hiç de kalmamıştı
Dünya bir yolculuk durağı, kitaplarda yazılmıştı
Selim bir geçim için isteyen gönüllere verilmişti
Kaybı olmayan bir ecir, muttakilere sunulmuştu
İşte Cennet, muttakilere kapısını açık bırakmıştı
Kalbi halis ve selim olan zat, birine nail olmuştu
Yüzleri hep müjdeli ve sevinçleri kat kat artmıştı
Onları dünya ve cehennem şerrinden korumuştu
Naim Cennetinde ahbaplarıyla birlikte oldular
Allah’ın kitabında adları tekrar tekrar anıldılar
Ashaplarıyla minderlere yaslanıp muhabbettedirler
Mazilerini hatırlayıp şükürlerini mümeyyizlilerdir
Melekler etrafında dolaşıp ikramda bulunuyorlar
İsteklerini dört gözle bekleyip anında ifa ediyorlar
Yüce Rablerine rehavet göstermeden itaat ederler
Cennetin nimetlerine bakarak secdeye kapanırlar
Dünya tavafını hayrıyla noktalayıp rıza kazandılar
Rablerinde vaat edilen rızkı bulup razı oldular
Sen ve ben bu binanın mimarısına mükellefteyiz
Bir taş yerinden kımıldanınca harabeye çevriliyiz
Ne garip! İhtilaflara bünyemizde had kalmadı
Fesat ifşa ediyor da biz hala birbirimizle fitnedeyiz